Küçük bir kasabada
Şirin bir ev küçücük
Küçük umutlarımız
Hayallerim küçücük.
Şöyle bir iki çocuk
Kırık dökük bir araba
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Sayın sevgili şiir dostum mükemmel bir şiir.
Duygular hisler ve anlatımlar su gibi.
aktığı bir zaman.işte o zamanın meyvesi olan.
eseri Kutluyorum ve
başarılarınızın devamını diliyorum.
Selam ve saygılarımla.
Çok güzel ve anlatımı hoş verdiği mesaj gayet açık ve seçik
şiirdi.beğeni ile okudum. tam puanla kutladım.Teşekkür ederim.
GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ
bence güzel olmuş. keyifle okuduğum güzel bir şiirdi, yüreğine sağlık dost... kutluyorum
ANADOLU İNSANI ŞÜKRETMEYİ BİLİR.
Bülent Bey Kardeşim,
Zaten genel olarak bilinir. Şair ruhu olanlar şiir yazmada zorlanmazlar.
Herkeste ses var.
Herkes o sesi usulüne uygun kullanamaz. Çok iyi bir eğitim gerektirir veya Allah vergisi olarak kendiliğinden o meziyet, o maharet ortaya çıkar.
Söz de herkeste var.
Herkes şair veya yazar olamaz. Bir kısım insanların içinden gelir, yazmadan duramaz. Akar, coşar, çağlar kelimeler. Gerektiği kadar uyumlu, anlamlı, ahenkli; bir o kadar da estetik ve etkileyici… İşte bu da ayrı bir maharet, ayrı bir meziyet gerektirir. Yahut iyi bir eğitim…
*
Görüyorum ki, şiir denemesi olara her ne kadar ilk olmasa da, serbest şiir denemesi olarak mükemmel bir örnek çıkmış ortaya.
Yeni şiirlerinizden “Memleket” şiiriniz de var idi sayfanızda… 11’li heceli. Açıkça söyleyeyim, öncelik o mu, bu mu diye düşündüm. Hece; şiirimizin geçmişi, asaleti, temeli, kültür birikimimizin en hası. Hiç sözüm yok.
Ancak serbest şiirinizi de, ilk olmasına rağmen, çok beğendim.
*
Anadolu insanı, gerçekten küçük şeylerle mutlu olmayı becerebilen insanların en başında gelir desem, herhalde çok iddialı konuşmuş olmam. Bizim milli kültürümüzde, hayatımızın temelinde “ŞÜKÜR FELSEFESİ” vardır.
Hemen ifade edeyim ki, maalesef bazı kendini uyanık sananlar, yıllarca bu anlayışımızı kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak istemişlerdir. Aciz ola, doyumsuz olan, aç gözlü olan bu anlayışın sahibi olanlar olmadıklarından pek ses çıkarmamışlardır. Aslında kendilerini akıllı ve uyanık görenler acziyetlerinin kurbanı olmuşlar, çoğu zaman doyuma ulaşamadıklarından mutluluğu, huzuru, sükûneti, rahatlığı tadamamışlardır.
Onlar büyüdükçe(!) başları da büyümüş, baş büyüdükçe “Büyükbaş’ın derdi büyük olmuştur.”
Evler büyüdükçe bizler küçüldük, şehirler büyüdükçe evler küçüldü… Bizler yok olduk…
Koskoca bir sitede aileler yalnızlar.
Komşuluklar yok, dostluklar yok…
Güvensizlik, endişe, şüphe hâkim oldu insanlara…
Acabalar kemirir oldu yürekleri, beyinleri…
Kalmadı sıcak ilişkiler.
Çünkü apartmanlar da büyüdü, site oldu… Her biri bir köy hanesini barındıracak ve hatta daha fazlası kadar…
Bir binada toplanmalarına rağmen, keşke bir köy sıcaklığı da bir araya toplanmış olabilseydi…
Küçüldük bu yerlerde de…
“Küçüldü insanlığımız,
Küçücük.”
Haklısın ve doğrusun değerli Bülent Bey.
Şükretmeyi de unuttuk…
Hem de…
Oldukça küçüldük…
Tebrik ve takdirlerimle.
Çok beğenerek okudum. Sardı beni.
Güzel işlenmiş bir şiir.
Yüreğinize, kaleminize sağlık.
Sevgi ve saygı rüzgârları esenliğiniz, sayfalarımızda göz iziniz olsun.
Dostça ve sağlıcakla…
Hikmet ÇİFTÇİ
28.01.2012
“GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ”
YÜREĞİNİZE SAĞLIK EV KÜCÜK AMA YÜREK KOCAMAN
İşin doğrusunu söylemek gerekirse ilk serbest şiir olmasına rağmen şiire bu kadar derinlik verebileceğini tahmin etmemiştim. Şiirin gizlenen yüzünde dostlukların, saygının, sevginin kayboluşunu ve tek büyüyenin dert oluşunu mısraların asıl yüzüne koyarak, etkili vurgular yapılmış. Keşke ev, umutlar ve kasaba küçük kalsaydı da; dostluklar ve sevgi büyümeye devam etseydi demeden edemiyor insan. Başarılı çalışmanızı canı gönülden kutlarım. Salamlar
Dünyanın içindeki hırslar büyüttükçe, dünyayı küçülttükte ondan küçücük herşey...
Eskiden evlerimiz küçük yüreklerimiz büyüktü hayallerimiz bile küçük ama mutluydu,her yere sığabiliyordu içimizde ki coşku, şimdi ise o koskocaman binalara şehirlere bile sığamıyor büyüyen hayallerimiz, gelişen benliğimize yetemiyoruz hep daha fazlasını istiyor insan, kainat bile yetmez oldu zamanla, oysa bu dünyanın tek varisçisi cenabı hak, insan kendine ait olmayan dünyayı bile parselleyip satıyor...Gittikçe küçültüyor onurunu, değerlerini ve özünden uzaklaştıkça yeride dünyada evide yürekleride küçülüyor...
Çocuk duygular büyüyor, o çocuk büyüdükçe dünya ellerinde ufalanıp gidiyor...
Bülent bey anlamı itbarıyle çok anlamlı bir serbest şiir olmuş...Gönlünüze sağlık....
Bu şiir ile ilgili 17 tane yorum bulunmakta