Her yaz köyümüze giderdim yaz tatilinde,
Babam öğretmendi, aynı okulda şehirde.
Üç ay boyunca merada sığırları otlatırdık,
Benden küçük amcaoğluyla bir takılırdık.
Etrafta akranlarımız olurdu merada,
Çocukların işi sığır gütmekti orada,
Ekinlerin içinde, sabah mantar toplardık,
Güneşe serip de, kavurmasını yapardık.
Güneş yukarı çıkınca söğüt gölgesinde,
Soyunur da dereye atlardık, hep birlikte.
Yüzmeyi bu derede öğrenirmiş köylüler,
Gelenek bu, dışlanırmış yüzemeyenler.
Koyunlar burada kırkılırmış yaz gelince,
Sabahı başlayıp da, devam edermiş gece.
Merada hava aydınlıkta, dönüşün başlar.
Yol boyu tek sıra halinde yürür sığırlar.
Her sığır evin yolunu bilir, karıştırmaz,
Ama gölgede köyün itleri, rahat durmaz.
Canı tatlı mallar, yollarını uzatırlar,
Kimi yaramaz çocuklar, köpekleri taşlar.
Sabah tarlaya gidenler, köye akın eder,
Dur malları, koyunları sağacak gelinler.
Birde avluda başlar telaş, kümesin yemi
Dede bağırır “kazları unutmayın emi”
Öfke gerilir, bir de yemek yapma telaşı,
Mutlak her akşam yenir, acı tarhana aşı.
Ahali çay faslı biter, yatmaya çekilir,
İş dönüşü banyo yapmak gelenek değildir.
O dem köylerde, elektrik de su da yoktu.
Testilerse köy çeşmesinde doldurulurdu.
Gazocağı mutfakta ve el feneri ceplerde,
Erken yatar tez uyurduk, hayvan seslerinde.
2025
Kayıt Tarihi : 10.12.2025 23:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!