PARMAKLARIM KALEMDE
Bilgisayar başında yazmak kolay elbette. Karanlıkta, üstelik de kollarını doğru dürüst kullanamıyorken yazabilmekte iş. Kollarını kullanamamak da ne demek, dediğini duyar gibiyim. Yanımda etleri üzerime fışkırmış kocaman ki kocaman bir kadın var, desem anlatır mı halimi bilmem? Bir de ayağımın dibinde yatan, yedi yaşlarında bir kız çocuğu. Bense, otobüste pencere ve kadın arasına sıkışmış ve burada adeta koltukla bütünleşmiş gibiyim. Aksi gibi, kâğıt üzerinde yazmak için kullandığım bölüme de elimin gölgesi vuruyor. Kontrolsüz bir şekilde çıkıp ortalığa yayılan uyku seslerindense hiç söz etmesem daha iyi. Çok uzun yıllar olmuştu tek başına yolculuk yapmayalı. Bundan olsa gerek, bu akşam yola çıkmadan önce içimde çok garip bir duygu vardı. Nasıl desem; garip bir şeydi işte. Yola çıkmadan önce senden o güzel cümleyi hediye alana dek sürdü bu garip hâl: “ Yolun, gecenin içinde ışık olsun.” Cümle o kadar güzeldi ki, aklıma sihir değmiş gibi rahatladım birden. Şimdi, kollarım bu taşkın kadının etleri altında uyuşmuş bir şekilde olduğu halde yazmaya çalışırken bile kendimi karanlıkta ışık taşıyor gibi hissediyorum; sırf, sözü edilen yolda olduğum için.
Bir ara kardeşlerimle karşılaşmış olmalıyız bir yerlerde. Onlar da bu gece, köyden İstanbul’a dönüyor olmalılar. Birbirine hangi anda ve ne kadar yakınlaştığını bilemediğin yakınlıklar. Gecenin herhangi bir anında, yolun herhangi bir kilometresinde iki farklı otobüsün içinde ters yönlerde birbirimizden habersiz geçip gideceğiz. Ya da biraz önce gerçekleştirdik bile bu karşılaşmayı. Kim bilebilir?
Biliyor musun, otobüste o kadar çok kadın ve çocuk var ki. Muavin bir ara geçerken bana, “Tek çocuksuz kadın sizsiniz” dedi. Allahtan ki gemide değiliz. Filika yetmezdi valla, maazallah otobüs devrilmeye kalksa. Şu an Anadolu topraklarında nerelerdeyiz bilmiyorum, ama hoş bir görüntünün oluşmaya başladığını söyleyebilirim dışarıda. Değmeyin keyf……… Bu cümlenin yarısında durduğumu söylemeliyim. Yazacak olduğum sözcükten utandım. Ama sana karşı değil, öncelikle kendime karşı bu utanç. Cenaze sonrası köyüne giden biri olarak keyif alıyor olmak. Hele içinde bulunduğum durumda ve tam da yazı yazan sağ koluma yapılmış basınç altında bundan söz etmekse teknik olarak da başlı başına hayli ilginç zaten.
Belki köyümü, belki de dedemi düşünmek şu anda acı vereceği için içim özlüyordur keyifleri. Belki de bundan yıllar önce köye gidişimi anımsıyor ve o yolculuktaki duyguların beni yeniden yakalamasından ürküyorumdur kim bilir. Yine böyle bir otobüs yolculuğuydu. Nasıl da gitmişti parmaklarım kaleme ve bir kâğıdın ucundan akıtmıştı duygularını:
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim
Okumaya başlayınca kendimi kaptırmışım,son satırlara geldiğimde,sanki sizinle beraber ben de topladım dönüş yolculuğu için bavullarımı..
Geçen hafta sizinkine benzeyen bir yolculuk yaptım Samsun'a- Ünye'ye doğru.Samsun'da baba evinde mola verdim,babamın eski kitaplarını,günlüklerini karştırdım.Yazlıkta bir kaç gün kaldım.Sonra bir kaçamak yapıp Ünye'ye köye götürdüm eşimi ,kızlarımı..Harap ,terkedilmiş köy evlerinin arasında fındık zamanında gidip kalınan hala ayakta durmaya çalışan bizmi evi gördüm.Kocaman odalar küçülmüş oyuncak ev odaları gibi olmuştu sanki.Oysa kaç kişi yatardık amcamın karşı odasında,nasıl sığarmışız.
Mezarlık ziyaretlerinden sonra ,dönmeden öce bir hatıra almak geldi içinden.Ahşap evin üst katından belki evle beraber yapılmış,ahşaptan oyulmuş bir papatyayı söküp aldım küçük amcamın oda kaısının üstünden..Sizinkine benzer duyguları ben de yaşadım bir hafta önce,paylaşayım istedim..Ne güzel yazmışsınız,tekrar tekrar köy günlerine geri dönmemi sağladınız.Sağolunuz var olunuz.
Mail çağında bir mektup..Bu yüzden ''kelaynak kuşları'' gibi gözetim altında tutulması gereken bir yazı türü..
Muhteva zenginliği ise başlı başına tebrike değer..
Ortaokul coğrafya kitapları nüfusun % 70 inin köylerde yaşadığını yazardı bizim okuduğumuz yıllarda...Bu oran tam tersine döndü şimdilerde..
Şehre göçenlerin birinci kuşağının dilinden yazılmış olması yazının belge değerini bir kat daha artırıyor
Tebrikler ve teşekkürler..
vÇocukluğumun maviş figüründen, vişne bahçelerinden, memleketimin türlü türlü hallerine bir uzun yürüyüş şu ömür dedikleri. üstü örtülü geçmişlerin yıldız doyuran düşlerini resmetmişsin yine...
teşekkür ederim
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta