Yazma başında yaşmak dudağında,
Aş ocağında,ekmek tandırıda,
Gecesi gündüzü yok,çok çalışır,
Köy kadını temiz,pırıl pırıldır.
Bağına bostanına neşeli gider,
Güleç yüzlüdür,çalıştıkça güler,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Köy kadınları üreten insanlarımızdır.
Nazır Hocam köy kadınları için çok hoş bir güzelleme kaleme almış.
Tebrik ederim.
M'est oldum kaleminize emeğimize yüreğinize sağlık üstadım...
Hoş sevimli ne varsa o köyde.
Oysa insanı emdi şehirdeki kötülükler.
Çürüdü çürüyecek peşimden çekedurduğum anılar.
İsteyen yok ki, sevgiden sevgiliyi.
Bedenler genç ama hayat yaşlı ve hüzünlü artık.
Yüreğinize sağlık
Tebrikler çok güzel şiirleştirmişsiniz kadını.
İster köyde olsun ister şehirde kadın her yerde kadın verici, cömert, narin güler yüzlü ve hep iyi bir ev sahibidir.
Köydeki kadının hele bir de köy tabiriyle horantası çoksa işi de çoktur.Sofrasında ev halkından maada her zaman misafiri de olur.Kapısında selam veren konu komşusuna yoldan geçerken adres soran yolcuya her zaman ikram edeceği bir bardak ayranı, sütü vardır.
Kadının nefsi terbiyelidir, kendisi yemez yedirir.Şehir kadını da şehrin merkezine doğru ilerledikçe konumu değişir bedenen değil fikren bir yoğunluğun içinde bulur kendini.Günümüzde şehirli kadın artık aileye içerden olduğu kadar dışardan da yardımcıdır, çalışır çabalar ekmeğini ailesiyle paylaşır.Sanırım şiirinizi bu günün önemini vurgulamak ve köy kadınının özelliklerini anlatmak için yazmışsınız.Köy kadını, şiirinizde olduğu gibi aynen öyledir. Nazır bey kutluyorum baki selamlar.
her yönüyle emekçidir kadınlarımız, köylerde hayat şartlarının ağırlığı onlardadır.. siz de bunu satırlarınızda özetlemişsiniz şiir güzelliğinde .. kutluyorum Nazır hocam..
Mal canın yongası,davar sığırlı,
Ayağı yalın elleri nasırlı,
Öyle bir sevgiki çelikten zırhlı,
Köy kadını temiz ıpıl ıpıldır.
Gül onun diken onun dal onundur,
Bülbül onun süt onun bal onundur,
Köy onun çeşme onun yol onundur,
Köy kadını temiz arı durudur..
Toprak,suyu,ateşi tabiatın,
İnancı sevgisi gerçek hayatın,
En güzel günü yaşatan her kadın,
Köy kadını temiz harıl harıldır.
Sevgili dost,
Bu güzel ve anlamlı çalışmanızı severek okudum.
Kutlarım değerli dostumu.....Emeğinize,yüreğinize sağlık...
Güzeldi......Başarınız daim olsun....şiirle kalın...
Saygım emeğinize ve sizedir......
Beğeniyle okudum köy kadınlarını övgüyle anlatan bu şiirinizi...Yürekten kutluyor,başarılar diliyorum kardeşim..Saygılarımla...+10
anadolunun özü, eşmesi, simgesi, sahibi, toprağın galibi ana, yar anane, töre, sevgi bağı. ne güzel yakışmış şiir kadın.kaleminize sağlık. ayrıca yar sitem eylemiş şiirime yazdığınız yorum için teşekkür. aslında bende oraya takılıp kalmıştım ilk yazdığımda sonra bakalım ne çıkar diye üstünde durmadan aktardım sayfama. üsta gözünzden kaçmamış sağolun.saygılar
Anadolu insanını çok iyi gözlemlemişsiniz. Gözlemlemeden de öte bizzat yaşamış gibisiniz. Şiirinizde bu kadar incelik ve özellikle köy kadını ile ilgili ayrıntıyı, onların yaşayışını bir arada görmek ve bulmak, masada oturup ahkam kesenlerinkinden sizi çok çok farklı kılıyor; hatta şiirinizde tablo gibi yaşanıyor..
Koşma tarzına uygun, 11'li hece ölçüsüyle yazılmış, sade bir dil kullanılmış şiirinizde. Halk şiiri geleneğimizin devamı niteliğinde bir şiir.
Dilinize, gönlünüze sağlık.
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta