Beni sevdiklerini söylediler,
Ama en derin yarayı hep o cümlelerin içinden aldım.
“Yanındayım” dediler ya hani,
O cümle çökünce üstüme, altında kalan ben oldum.
Güvendim…
Elini uzatana değil, içimi görene…
Ama en çok onlar kırdı beni.
Gözümün içine baka baka,
Yavaşça çektiler sevgilerini, sanki canımı söker gibi.
Kötülük öylece gelmedi,
Bir yabancı gibi kapımı çalmadı.
Tam tersine,
Çayımı içip, derdimi dinleyip, sonra en sessiz yerimden hançerledi beni.
Yani… kötülük, yüzüme gülerek geldi.
Sustum,
Çünkü konuşsam da kimse duymuyordu.
Çünkü kötülüğü yapanlar hep daha çok insandı kalabalıkta,
Ben ise tek başıma, kendi enkazımı taşımaya mahkûm kaldım.
Ve hâlâ soruyorlar:
“Neden kimseye yaklaşmıyorsun?”
Çünkü herkes çok iyi rol yapıyor artık.
Gülümsemelerin altına gizlenmiş ne kadar çok bıçak var,
Sen birini sevmeden önce o seni çoktan satmış oluyor bazen.
Her “Ben sana kötülük yapmam” diyen,
Zaten niyetini tamamlamış olmuyor mu baştan?
Masum görünmek isteyenin alnında hep bir leke oluyor,
Sen görmüyorsun, ama hissettiğinde artık çok geç oluyor.
Kötülük, anlık bir hareket değil,
İçine sinsice sızan ve seni senden eden bir zehir.
İnsan bir kez kırılmıyor aslında,
Her hatırladığında bir daha parçalanıyor.
Ben affetmedim,
Affedemem.
Çünkü bazı acılar ne zaman silinirse,
Aynı hikâye bir başkasının kalbinde yeniden yazılıyor.
Ben susarak büyüttüm nefretimi,
Ve içimdeki karanlık bile utanır oldu insanların yüzsüzlüğünden.
İyilikle yaklaşan herkesin maskesini bekler oldum artık.
Çünkü bu dünya, en çok iyi olanları yaralıyor.
Kayıt Tarihi : 17.6.2025 18:49:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!