KÖŞE YAZIM
MALBORA isa sayan
Nezir adın da bir kardeşim. okuldan arta kalan boş vaktini ara sıra babasının bekçilik yaptığı fabrikaya babasının yerine gidiyor du.bu kardeşim ben den.beş yaş küçüktü ama yaş ihtibarıyla bazı eksikleri olmasına rağmen eğtimi de son derece iyi idi ama bazı eksikleri de’ yok değil di kendimce.bir gün nezir kardeşim babasının yerine yine oraya gitmişti.beni aradı abi yalnızım yanıma gelirmisin sohbet ederiz.canım çok sıkılıyor.sen gel ben çayı hazırlarım dedi. ben de bunun üzerine yarım saat arayla kapıyı çaldım beni nezir karşıladı çaylar hazırlanmıştı.biraz sohbetin ardın dan nezir bana abi içeri de biro odası var kapı kilitli ama açarız bilgisayarlarla biraz takılırız demişti.bu olaya gönlüm elvermiyordu ama onu kırmamak için tamam dedim.ama aklıma hemen bir olay takılmıştı.bir amcaya geçmiş yıllar da istemiyerek kulak misafiri olmuştum.olay şöyleydi.abinin birisi bir iş yerin de gece bekçiliği yapıyormuş.hafta sonları kimse olmadığı için bazı zaman lar oğlunu gönderiyormuş.bu biraz devam etmiş.
Oğlunun iş yerin de canı sıkılmış.yan tarafta oda varmış ama kilitliğimiş.kapıyı biraz yorlamış açmış.içeride biraz oturmuş bu oturmanın neticesin de kapıya masanın bir bölümün de parmak izi kalmış.tabi çoçuğun bundan haberi yokmuş.daha kötüsü çocuk o gece bir şüre uyuya kalmış işte ne olduysa bu sıra içeri onu takip eden bir hırsız girmiş.
Onun zorlayarak girdiği odada bir miktar bara varmış onu alip son sürat orayı terk etmiş.tabi çocuğun bun dan haberi yok çocukta sabah olunca işçiler gelince ordan ayrılmış.
Saat on, olunca bu olay anlaşılmış polise haber vermişler parmak izi derken,her şey anlaşılmış masa da kapının bir bölümün de çocuğun parmak iziymiş.babasını çağırmışlar ama hiçbir şey elde edememiş babası çocuk hapsin yolunu tutmuş. Okuldan da ayrılmış çocuğun bir anlık hatası hem kendine hem de babasının işine son vermiş.tabi çocuğun sicilide bozulmuş. İşte aklıma gelen ilk bu olaydı ben bu olay üzerine arkadaşımı uyarmalıydım.ama ona orda ne kadar nasihat etsem or da 90 sayfalık bir roman yassam da o’ nun bunu anlamayacağını biliyordum.ben ordan gittikten sonra da burayı açacaktı.bundan emindim.arkadaşımın o çocuğun durumuna düşmesini sicilinin buzulmasını asla istemiyordum.çün kü o benim için değerliydi.bu olay üzerin de kafam da tasarladığım senaryoyu uygulamaya başladım.
Kapıyı kredi kartıyla açtık.içeri girdik.biraz takıldık içeri de masanın çekmecesinin gözün de 2 adet malbora sigarası var dı o buraya daha önce de girdiği için bunları biliyor du.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta