Korku Ve Cesaret Şiiri - Salim Diyap

Salim Diyap
300

ŞİİR


20

TAKİPÇİ

Korku Ve Cesaret

Korku;
Gecenin iç cebinde saklanan kırık bir aynadır.
Baktıkça yüzünü bin parçaya böler,
her yansımada
henüz akmamış kanın sızısını duyurur.

“Ya uçurum derinleşirse?” diye fısıldar
ve rahimdeki sabahın
karanlıkta kefenini diker.

Kapı gıcırtısından bir darağacı kurar,
rüzgârın ıslığını ağıt sanır,
sessizliği
üzerine çökecek bir tavan gibi
sırtında taşır.

Korku;
İçimizde dizleri titreyen bir cellattır.
Düşmeden önce kemikleri kırar,
ölmeden önce ruhu morartır.

Geleceği bir engizisyon meydanına çevirir;
insanı,
henüz niyet etmediği günahlarla
kırbaçlar.

Cesaret ise;
Uçurumun kıyısında
rüzgârın dişlerini bilemesine
izin vermektir.

Yerçekimiyle pazarlık yapmaz;
düşmeye
ve toprağın sertliğini
kemiklerinde duymaya hazırdır.

“Öyle olsa bile…” der
titreyen elleriyle
gerçeğin gözlerine mil çeker.

Yaralanmayı bir zırh gibi giyinir,
kırılmanın sesini
hayatın müziği diye dinler
ve yürümekten geri durmaz.

Cesaret;
Denizi kurutmak değildir,
tuzlu suyun
ciğerlerini yakmasına
razı olmaktır.

Karanlığı boğmak değildir,
zifiri gecede
bir fenerin fitili olmaktır.

Korku hırıldar:
“Ya her şey küle dönerse?”

Cesaret yanıtlar
“O zaman rüzgârı bekleriz;
küllerimizden
yeni bir yol çizmek için.”

Korku sorar:
“Ya boşlukta
tek başımıza kalırsak?”

Cesaret dokunur:
“Yalnızlık,
kendi içindeki kalabalığa açılan
en bilindik patikadır.”

Ve insan;
İki uçurum arasına gerilmiş
paslı ama kopmayan bir teldir.

Bir yanında
ihtimallerin çığ yükü,
diğer yanında
adım atmanın
vahşi ve mağrur onuru.

Ben;
Korkunun dilini hiç koparmadım.
Sadece o bağırırken
şarkımı
daha gür söylemeyi seçtim.

Çünkü cesaret;
korkunun mezarını kazmak değil,
engellerin üzerinden atlayıp
güneşe doğru
bir adım daha atabilmektir.

Salim Diyap
Kayıt Tarihi : 2.1.2026 16:34:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!