Türklerin dini yeryüzünde sevgi ve insanlığı yaşatan bir anlayıştır.
Ortadoğu kaynaklı tüm dinler öteki dünya korkusunu satan ve yeryüzünde sevgi ve insanlığı yok ederek sömürge etmek isteyenlerin kullandığı bir araçtır. Ortadoğu da ortaya çıkan iyi niyetli tüm dinler yeryüzü çetesi tarafından değişime uğratılmış ve sömürge amaçlı kullanılmıştır.
Korku, tapılacak sahte tanrılar ve o tanrıları kullanarak sömürü üreten şeytanları çoğaltır. Ülkemiz bu anlamda 1950-2024 yılları arasında yaşananlara bakıldığında en iyi laboratuvardır. Korku tek dindir. Korku dinini yeryüzü çetesi üretti ve sömürge etmek istediği her topluma kullandığı taşeronlar aracılığıyla o toplumun başına musallat etti. Çünkü sömürü amaçlı kullanılan tüm dinlerin ortak özelliği korku temelli insan yetiştirmektir.
Bugün sübyan mektepleri adı altında tarikat ve cemaatlerin vakıf ve dernekler yasasına sığınarak çocukları bu korku dininin birer neferi olarak yetiştirmeleri yeryüzü çetesinin bir projesi olan ve sayısını bilmediğimiz kadar çoğalmış tarikat ve cemaatlerin bunu üstlendiği çok açık ve net ortadadır.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta