Ne zor şeydir ne acıdır köklerinden koparılmak ne yabanıl ne hoyrat bir yaklaşımdır bir leş yiyici gibi yaratılan değerlerin üzerine konmak asalaklara yakışandır.
Yok, edişin ölümün üzerine kurulan yalancılar şahlarının yaşamları nasıldır acaba;
Gerçek midir mutlulukları yoksa yapay mı, dışına şirinlik maskesiyle mi çıkar bencilliğin kalesini ören o kalede her şeyi kendinden menkul bilen alçakların sürmanşet mastürbasyon yalanları perdeler doğruları karanlık ne zamana kadar gerçeğe gölge eder.
Gelişleri bizden çok zaman önceydi zamansız amansız apansız acımasız bir tufandı gelen egemenliğin gücün erkinde asli iken atıl kılınıp yok edildiler. Hani nerede tüm Hıristiyan halklar Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Keldaniler.
Toprak böyle acırken gök böyle karabulutlar çekilip karanlıklar içindeyken kaç zamandır sesleri acıları duyulmaz olmuş suskuların koynunda arar sorar olmuşum çocukluk okul arkadaşım Meri Benezra seni gül derendi ellerin küçük bir çocuk eliydi elim elini sevgiyle dostlukla tutmak isterdim hani neredesin anılarımın güzel prensesi neredesin şimdi.
Ucu belli kopuk bir tarihim
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta