Kendimle baş başa kaldığımda kader ile keder arasında cenge duruyorum.Bak bu gün de çırılçıplak çıktım savaş meydanına. Çattım önüme gelen her duyuya, çattıkça battım balçık deryasına. Umut umut, diye fırladım yatağımdan, beden fırtınalarına ninni söyleyen rüyalarımdan. Sen yakındın aslında bana; maskemin altına gizlediğim, gözümün kuyusunda beklettiğim, yüreğimin zarına sarıp sarmaladığım sendin. Devrik fincanlarda aradığım, kayan yıldızlarla dilediğim sendin.
Seninle büyürken beynim, yüreğim;
O bendim hasretinle delirdiğim.
Bir dolu başaktım ben rüzgarınla devirdiğin.
Ah beklenen; yem oldum kurda kuşa, şimdi karanlıklardayım. Geçerken uğrayan kuşun kursağında nafaka, bir dilenci torbasında sadaka oldum. Rızıktım bir kurdun diş kavuğunda… Acının gümrah memeleriyle emzirip eteğinin altında büyüttüğü çocuk acı kadar filhakika. Bir taraftan akıtıyordun gözyaşlarımı, bir tarafta güldürüyordun rüyalarımda. O sendin sen hem güldüren, hem de ağlatan…
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,