Söylemek,
Konuşmak evet,
Konuşmak istersin,
Gözlerinin içine bakarak,
Konuşmak ve ben diye başlamak,
Dudağını aralarsın, yutkunursun,
Tam ilk kelimeyi söyleyecekken,
Dudakların sımsıkı kapanır.
Başını önüne eğer susarsın,
Ve kelimeler dilinde,
Dizgide baskıyı bekleyen yazılar gibi bekler,
Ve asla baskıya geçmeyecekler.
Çünkü anlatamamaktan,
Anlaşılamamaktan endişe edersin.
Bir bilseydiler o sadece konuşacak,
Paylaşacak,
Dünya kadar ağırlığı olan hüzünleri sırtında taşımaktan kurtulacak,
Evren kadar insan sevgisini sunacaktı.
Konuşabilseydi,
Bir dost bulabilmek için,
Gündüz gece gitmek zorunda kalmayacaktı.
Dudakları,
Kızının dört kez beynindeki urun alınabilmesi için ameliyat masasına yattığını,
Üç gün sonra tekrar ameliyat olacağını ve son şansı olacağını,
Belki de gözyaşlarını saklamadan ağlayacaktı.
En genci yirmi, en yaşlısı altmış yaşındaki öğrencilerine bakıp,
'Şehir planlamacılığında nerde kalmıştık' diye sordu.
Kızım ölmesin ben onun için ölebilirim, demek olduğunu aslında,
Bir kendisi anladı,
Zoru başardı, arada bir dudaklarını ısırarak,
Dayanıklı olmayı başarıyordu.
Ve, konuşmayı asla başaramadı kendinden başka hiç kimseyle.
FİGEN ŞİMŞEK Ankara’dan 09.05.2008
Figen ŞimşekKayıt Tarihi : 10.5.2008 00:36:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Yıllar önce tanıdığım Pınar Şenel için yazılmıştır. Şimdi nerdedir, sağ ve sağlığı yerinde midir? Bilmem, bilmek isterdim.

TÜM YORUMLAR (1)