Ayrılırken yatağıma saklanmış kokun;
Zamanla kaybolur, geçer mi sandın?
İçimde kanayan bir cam kesiği… yokluğun;
Bir gün kabuk bağlar, diner mi sandın?
Ben; çöllerde Mecnun, dağlarda Ferhat…
Yusuf misali, karanlık kuyularda bi-feryat;
Kerem gibi yanıp tutuşan ateşinde; firkat…
Gün gelir unutur sözünü; Hercai mi sandın?
Eşin kaybetmiş kumrular gibi, tek başına…
Bülbül olup saplasam yüreğim, dikenli dalına;
Pervâne gibi kül olsam, aşkın narına;
Küllerinden doğan Anka mı sandın?
Günçiçeğiyim; kıblem sen, sanadır nazarım.
Sarmaşığım; gövdene tutunup hayat ararım.
Çöl Gülüyüm; rahmettir senden muradım;
Yağmur olmadan çöllerde, yaşar mı sandın?
Bulutlara yükledim, sana özlemlerimi;
Vuslata kurdum, bütün saatlerimi;
Yollarında nöbetçi kıldım, yaşlı gözlerimi…
Sensiz toprak olmak, kolay mı sandın?
Kayıt Tarihi : 13.2.2026 07:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!