Güneş, battığı o karanlıktan doğacakmış gibi...
Düşün ki; suyu çekilmiş, yoksul ve derin bir kuyuyuz.
Aşksız kaldık, sessiz mezarlıklar gibi;
Öyle bir sağır sükût ki bu,
Kendi beynimize sıktığımız kurşunu duymaz olduk.
Hepimiz öldük de, bir tek sevda türküleri gömülmedi.
Bizim dağlarda güneş, umut merdivenine yaslanmış bekler;
Şimdi sevda işler gökyüzü, ama hoyrat, ama sert!
Ne kurdu bilir oynaşmayı bu dağların, ne kuşu...
Geceden kirlenen aşklardan gayrısı haram.
İlk serçeler sevinir uyanışa,
Sonra bir çiğ düşer suyun akışına.
Göz pınarına bırakılan o mahzun selam,
Akar uzaklara, devrilen bir nehir olur.
Yüzün düşer gülüşüne;
Lakin aynalar tanımaz artık bu yabancı sureti.
Sarmaşıkların kolları kopar, yıldızlar suya dökülür;
Gök yarılır, kuşlar çığlık çığlığa...
Tapınaklara kilit vurulur, alıcı kuşlar düşer izine!
İlk yağmur deli yağar, hırçın yağar;
Yaklaşan selin ayak sesleridir bu!
Yıldırımlar düşer, bendini yıkar yüreğin;
Bu, aşkın ilk fırtınası, ilk büyük sınavı...
Buradan geçer acemi yolları ömrün,
Suya düşmez senin ayak izlerin, mühürlenir kalbe.
İlk günkü gibi nöbetteyim;
Kanayan geceme bir gülüş borcun var.
Eğer "Öksüz" gelmezsen bu mahşere,
Ben öksüz kalırım, bir yanım hep yetim...
Salim Erben
Kayıt Tarihi : 9.1.2026 12:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!