KIRKKUYU’DA DÜŞEN YUMURTA – EK SAYFA
Yumurta, Fadime’nin alnında sessizce dururken köydeki saatler geri saymaya başladı. Çünkü bu yumurta artık sadece bir nesne değil—bir kıvım çağrısıydı.
Uluköy Mahallesi’ne inen kel bulut, köyün üstüne gölge değil—gönül örttü. Çocuklar ağlamayı bıraktı, çünkü yumurtanın içinden bir ninni sızıyordu.
Kahveci İrbeğem, yumurtaya ikinci çayı demledi. Bu kez yumurta içmedi ama bardağın buğusuna bir şiir yazdı. “Ben nötr değilim,” dedi tekrar, “Ben kıvımın ilk hücresiyim.”
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Şehre simsiyah bir kar yağar
Yollar kalbimle örtülür
Parmaklarımın arasından
Gecenin geldiğini görürüm
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Devamını Oku
Şehre simsiyah bir kar yağar
Yollar kalbimle örtülür
Parmaklarımın arasından
Gecenin geldiğini görürüm
Ben ölürsem akşamüstü ölürüm




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta