IVI 223 – “Çeşme Günü, Fadime’nin Hazırlığı”
Köye ilk defa çeşmeden su aktı. Kadınlar hayal kurdu—biri saçını yıkamayı düşledi, biri sabun köpüğünde unuttuğu gençliğini. Ama Fadime… Fadime bu günü başka düşledi. Bir gecenin kapısı gibi kurdu bu sabahı. Yıllardır boy abdestiyle arınan değil, bu kez tutkuyla kavrulan biri gibi…
Haranıda su kaynadı, buhar yüzüne vurdu, içi kabardı. Süpürge elinde, evi değil—kendi iç karmaşasını süpürdü. Hamur yoğururken saç telleri eline karıştı, bir damla gözyaşı düştü, un rengini aldı. Nevresim serdi—her kıvrımda bir niyet saklıydı. Pencere perdesi uçuştu, omzuna değdi, Omar’ı hatırladı. Don dizine kadar indi ama kalbi hâlâ yukarıdaydı. Gözleri serçelerde—biri ben, biri o… Ama serçeler uçmadı.
Tam yavaşça uzanacaktı ki, kapı çaldı. Don dizde kaldı. Fadime telaşla toparlandı. Kapıyı açtı. Muhtar. “Yol çıktı Asar’a… Onu demeye geldim,” dedi.
Fadime sustu. Ama içi kükredi:
“Ben senin asarına da, yoluna da sıçayım! Bu geceyi mi buldun be adam…”
KIVI 224 – “Uşmungarda Havar Suyu” (250 sözcük / törpülenmiş iç monologla)
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta