öygerçeği / Bölüm 4: Tütünlükte Akşamüstü
Güneş alçalmış, gölgeler uzamıştı. Tütün dizileri ipe asılmış, sabırla kurumaya bırakılmıştı. Kadınlar başlarındaki yazmaları gevşetmiş, ellerindeki tütün yapraklarına değil—birbirlerinin suskunluğuna bakıyordu. Her biri dert ortağıydı ama dert dillendirilmiyordu. Çünkü burada acı, birlikte sessizce taşınırdı.
Bir genç, tütün sıralarının arasında yürüyordu. Elinde bir tutam kurumuş yaprak, yüreğinde henüz demlenmemiş sevdası vardı. Onu gören yaşlı bir kadın gülümsedi; çünkü gençliğin ne taşıdığını, yüzyıllar önce o da taşımıştı.
Tütünlükte akşam rüzgârı esince yapraklar çıtırtıyla dans ederdi—ve o ses, köyün senfonisiydi. Ne keman gerekiyordu ne piyano. Doğa kendi müziğini üretirdi
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Biraksam korkudan gözleri sislenir.
Ne kadınlar gördüm zaten yoktular
Devamını Oku
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Biraksam korkudan gözleri sislenir.
Ne kadınlar gördüm zaten yoktular




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta