Bölüm 38: Ardıç Kabuğunun Altında – Taşların Dile Geldiği Gece
O gece yaylada rüzgâr yoktu. Ama taşlar konuşuyordu. Çünkü bir kadın, taşın üstüne bedenini değil—suskunluğunu yatırmıştı.
Sayvantın içi karanlıktı. Üstü adır yarma, pardı pardı örtülü, yalıtımı ardıç kabuğu. Ama içi… bir kadının iç sesiyle aydınlıktı.
Taşın soğuğu, onun sırtına değil, geçmişine değdi. Ve o an, taş çatladı. İçinden bir ses çıktı:
Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir
kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa
yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa
o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir
Duygular paketlenmiş, tecime elverişli
Devamını Oku
kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa
yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa
o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir
Duygular paketlenmiş, tecime elverişli




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta