ölüm 1: Ceket Asılsa Yeter
Kasabanın adı bile unutulmuştu artık. Ama herkes bilirdi: TSİP’in 1964’te %98 oy aldığı, ceketin bile seçimi kazandığı yerdi burası.
Ve o ceket, bu kez bir kel çobanın sırtındaydı.
🧺 Bölüm 2: Keş Ekmek ve Kürekte Sepet
Kel Çoban’ın evi yoktu, ama her sabah 20-30 keçisiyle dağın göğsüne göç ederdi. Azığı: sadece keş ekmek. Evde arada bir bulgur pilavı, meyve, sebze, çay, kola? Yoktu. Ama eksik de değildi.
Gel; n'olursun, içimde umûdum tükenmeden!
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..
Devamını Oku
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta