I 106 – “Fadime’nin Donu Dereye Uçtu”
Göğostos sıcağında, Fadime çamaşır sererken kırmızı dantelli donunu dut dalına astı. Ama dut yaprağı nazlıydı, rüzgâr arsızdı. Don birden havalandı— dereye doğru süzüldü.
Köyün çocukları “balık yakalayalım” diye dereye koştu, ama suyun üstünde yüzen kırmızı bir mucizeyle karşılaştılar. Memo bağırdı:
“Gızlar! Fadime’nin donu bu!” Köyün erkekleri çayırdan, kahveden, hatta harmandan fırladı.
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta