Göğostos sıcağında, çam ormanının gölgesinden kırlangıç sesi eksik olmazdı. Kadınlar pelitlerin dibinde ekin biçerdi—ellik şıngırdar, genç kızlar oğlanlara bakar, terin biri boşalır, biri dolar.
Tam ahengin zirvesinde Gadime birden yere çöktü. Kızlar başına çullandı:
“Bu hamile galmış gız!” Pelidin dibine götürdüler, biri su bahanesiyle güğümü kaptı, çayıra koştu.
Orada buganra otunun dibinden bir ardıç kabuğu soydu, sütyeninin altına sakladı. Koşarken sütyen düştü, rüzgâr aldı, uçurdu— Memo’nun başına kondu.
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta