kenar süslerinden sıyrıldığında
arayışa yönelir kır şakaklar
parmak uçları savurgan ağıt
kutsal bir buğudan geçip
kenarında durduk söz dağının
bekleyiş
Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun
Devamını Oku
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusta gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun




imgeler dans ediyor sayın Naime Erlaçin,
elinize sağlık.
yorum yazmanın günah olduğu bir çağdan geliyorum...o geçmiş bu güzel şiirden başlamakta... ne denebilirki.......utangaçlığıma verin..
ah şair!
ne desen çığlık...
Elit bir şiir..tşk.şairimize..
Kaç yılda sıyrılır kenar süslerinden kır şakaklar. Oysa yıllar geçtikte sıyrıltırmaz, yakışırdı.
Kır şakakları süs olarak bırakabilme hünerini kurala sığınan korkak sorgucular kurtarabilir mi? Yoksa kolaylaştırır mı?
Kendi parmak uçlarımızdı onlarla barışık olan.
Kutsal buğu, söz dağı/dağarcığı, beklerken biten sabır... Hıh..İşte Sis...Sis gülümsedi.
Eller eller. İstersek kır şakakları yakışmada kalması için parmaklarımıza kitreler mi sürkek.
Kitrelere deliller yüklenmiş. Kullanmamalı.
Ölümün bahanesi olarak.
'Çalının da dikenlisi olur muymus, çalı zaten çalı gibi karanlıktır' derken, şiirin imdadıma yetişti abla. dikenli bir calıymıs geven. ve ama zamk ki elde edilen, böyle de güzel bir şiire işte kendini veren
Bu şiir ile ilgili 6 tane yorum bulunmakta