Kışın Eşiğindeki Hayatlar
Şehir uyurdu, pencerelerden sızan sarı ışıklar, içerideki sıcaklığı fısıldardı. Oysa kar, dışarıdaki banklara, merdiven boşluklarına ve unutulmuş karton kutuların üzerine sessizce iniyordu. Bu beyaz örtü, dünyanın acısını gizlemek ister gibiydi. Kar taneleri, içerideki yaşama ait sıcaklığı hiç tanımamış, buzdan perilerdi.
Köşede, bir zamanlar hayatın hızlı akışında kaybolmuş olan Ahmet vardı. Ahmet, titrek elleriyle koli bandıyla güçlendirdiği, nemli karton kalesinin girişini kapattı. Her esen rüzgar, kartonun eklem yerlerinden sızan bir ihanetti. İçeride, gün boyunca topladığı gazete kağıtlarını hışırtıyla düzeltiyor, her bir katmanın bir derece daha sıcaklık getireceğini umuyordu.
Gökyüzüne baktı; milyonlarca yıldız, ona ne kadar yalnız olduğunu gösteren soğuk elmaslar gibiydi. Ahmet, sadece bu geceyi atlatmayı diliyordu. Aklından geçenler, geride bıraktığı aile fotoğrafı ve elinden kayıp giden bir iş fırsatının pişmanlığıydı. Bir zamanlar o da, bu parlak ışıkların olduğu evlerden birinde yaşamıştı. Sabahın ilk ışığı, karın altındaki kaldırımdan sızan o incecik yaşam umudu olacaktı.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta