Kışın Eşiğindeki Hayatlar
Şehir uyurdu, pencerelerden sızan sarı ışıklar, içerideki sıcaklığı fısıldardı. Oysa kar, dışarıdaki banklara, merdiven boşluklarına ve unutulmuş karton kutuların üzerine sessizce iniyordu. Bu beyaz örtü, dünyanın acısını gizlemek ister gibiydi. Kar taneleri, içerideki yaşama ait sıcaklığı hiç tanımamış, buzdan perilerdi.
Köşede, bir zamanlar hayatın hızlı akışında kaybolmuş olan Ahmet vardı. Ahmet, titrek elleriyle koli bandıyla güçlendirdiği, nemli karton kalesinin girişini kapattı. Her esen rüzgar, kartonun eklem yerlerinden sızan bir ihanetti. İçeride, gün boyunca topladığı gazete kağıtlarını hışırtıyla düzeltiyor, her bir katmanın bir derece daha sıcaklık getireceğini umuyordu.
Gökyüzüne baktı; milyonlarca yıldız, ona ne kadar yalnız olduğunu gösteren soğuk elmaslar gibiydi. Ahmet, sadece bu geceyi atlatmayı diliyordu. Aklından geçenler, geride bıraktığı aile fotoğrafı ve elinden kayıp giden bir iş fırsatının pişmanlığıydı. Bir zamanlar o da, bu parlak ışıkların olduğu evlerden birinde yaşamıştı. Sabahın ilk ışığı, karın altındaki kaldırımdan sızan o incecik yaşam umudu olacaktı.
Birkaç sokak ötede, terk edilmiş bir binanın duvarına sırtını dayamış Zeliha Teyze vardı. Gençliğinde büyük hayalleri olmuştu; şık bir elbise, denize bakan küçük bir balkon... şimdi ise yegane hayali, ayaklarını ısıtacak bir çift kuru çoraptı.
Yanındaki küçük ateşte, bulduğu birkaç dalı tutuşturmaya çalışırken, dumanın kokusu ona yıllar önceki bir şömine başını, huzurlu bir evi hatırlattı. Rüzgarın uğultusu, ninni gibi değil, tehdit gibi geliyordu. Zeliha Teyze, eldivensiz ellerini ateşe yaklaştırırken, derisinin çatlakları arasında biriken kiri değil, hayatın tortusunu düşünüyordu. Onu ayakta tutan tek şey, bir yabancının ertesi gün vereceği bir bardak sıcak çorbaya dair zayıf ihtimaldi.
Onlar, bu kış gecesinin görünmez kahramanlarıydı. Ayak sesleri duydular; birileri gülerek geçti, neşeleri duvarlardan sekip Zeliha Teyze'nin üzerine düştü. Ne zenginlik, ne makam, ne de geçmişteki hatalar önemliydi şimdi. Tek bir eşitlik vardı: her nefeste hissedilen o keskin, dondurucu soğuk.
Ve kış, hiç sormadan her kapıyı çaldı, sadece birkaçı içeriden açıldı. Dışarıda kalanlar ise, göğüs kafeslerinde eritmeye çalıştıkları buzla, yeniden baharı görmeyi beklediler; umut, karton duvarların ardında fısıldanan en eski masaldı.. . 14.03.2025
Zühre TürkeliKayıt Tarihi : 11.12.2025 03:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!