Seni düşünürüm sanıyordum
ya topaç değilse dünya
ve kimse oynamıyorsa onunla
Diye adamakıllı efkar basmadığı akşamlar
Akşamlar ah akşamlar
Kırmızıya koşturan öfkeli boğalarım
Kovalamayin beni yataga
Hic uykum yok
Daha lafiniza karisacagim
Ortaligi dagitacagim
Televizyonu kapatacagim
Aycicegi resmi yapacagim daha
Devamını Oku
Hic uykum yok
Daha lafiniza karisacagim
Ortaligi dagitacagim
Televizyonu kapatacagim
Aycicegi resmi yapacagim daha
Özgün ve çok güzel, tebrikler... 10 puan +ant. Hoşça kalın..
bir güne sığmayacak kadar güzellikte olan her günümün şiiri. tebrikler Nildeniz.
sonsuz sevgi ve saygımla
Ne kadar kibar diye düşündüm. İlk dizeyi.
Sonuna kadar düşünülmedi düşünülecek olan. Düşünülmeyen büyük bir nezaketle şiirin baş kahramanı olarak kaldı. Gizli ödül.
Ekmeğe karışmış sicim parçasını söker alır gibi yaptım; öteki alt sütunlarla destek veren dayanakların içinden o dizeleri.
Demek ki topaça şaklamalı seslerle vuruşlar sürüyor ve dünya dönüyor. Oyun sürüyor, hiç de mola verilecek gibi görünmüyor. Eyvah.
Sonradan düşünüldüğünde geçmişte mutlandıran yaşanılan 'an'a konuk olma becerisini gösteremiyor. Aslında ne kadar kolay olmalıydı. Efkar basan her akşamda nasıl da, nasıl da düşünülürdü. Neden neden efkarsız bir akşama saklı kalıyor. Neden? Efkarın büyüleyici iki gücü ortaya çıkıyor şiirde. Efkarsızlığı gerçek efkar olarak bağrında gizlice barındırıyor. Efkarlı hal ise burada geçerli görülendir. Bu öyle hoş ki...
Bilinen gibi boğalar renkten anlamazlarmış da karşısındaki kıpırtıya öfkelenirlermiş, şiirdeki siyah akşamların efkar karşısında inatla sallanışları gibi.
Siyahta beyazla sakinleşmiş efkardan sayısız öfkeli boğa arenaya koşuyor. Yine eyvah. Düşünülme sırası gelmeyecek. Nedenleri nasıl yok edilecek? Kalbi noktaya sivri demir sokularak mı yoksa düşünülme erdemi veremeyen beynin ortasına mı saplayarak. Merhamet. Canı yanmasın. Yok olmasını bilsin de kolaylık sağlasın.
Çatıdan her şey ayrıştırarak görünecek ve ne yazık ki çatıdan bakmak kaçınılmaz, bir çıkışın yüreğe doluşu.
Dördüncü bölüm. Ah.
Efkarın senfonik ritmi birden değişti. Baş yana düştü. Göz gönül ışıdı. Zararsız bir jimnastik başladı. Taze bir coşku sevgi aradı. Yinelenen. Düşünülemeyen kalıp değiştirdi. Asla bir öç değil. Sevgi coşkusunun, iç dünya kalıbını dış kalıptan yeğ tutarak sınır tanımazlığı. Uslandırılmış sürpriz.
(Aynı hacimde evler, terasın göz hizasında çapkınlık elverişliliği, uzanıp öpüvermek yan komşuyu ve hanımında uyanacak şaşkınlık şiirselliği burada çok çarpıcı ve tam bir Aras ustalığı)
Nasılcık ve goncacık'ın 'cık'ları şirinliği ve temizliği o efkarın her türlü yönünü masumlaştırıyor, sevimlilik ve anlık gülümseme ritmi katıyor.
Bir yeni başlangıç ama ne yazık ki bu kez o başlangıç da yitiriyor dönen dünyayı. Efkar bitmiyor.
Umut azalıyor. Düşünülemeyecek.
Ne yazık ki efkardan fırlayan öfkeli boğaların ölmesi kaçınılmaz. Çare bulunamadı acısızlığa. Efkar mızrağa dönüşmek üzere. Dayandı dayanabildiği kadar. Oysa akşamlar çok masumdu. Akşamlar başladığında kararma siyahlığına bakmayın. Akşam denilince bir 'ah' mirası bırakıp giden bakılacaktı. Sıra gelmedi. Gelmeyecek.
Şimdi boğaların yere serilme vakti. Gün ışıdı.
Nefis bir Nilgün Arascaydı.
Akşamlar ah akşamlar
Kırmızıya koşturan öfkeli boğalarım
Acısız birer ölüm arıyorum sizin için
Acısız ölüm kimde var
tebriklerimle baştan sona kendini okutan nefis bir şiirdi kaleminize kuvvet saygı ve selamlarımla ayrıca akşamlara bir matador ama yetermi ki akşamlara saygılarımla
Şairin düş dünyasına hayran olmamak elde değil.
Şair şiiri bildiğini, imgelere hakim olduğunu ve imgeleri bilinçsizce kullanmadığını her pasajda ustaca sunuyor.
Nilgün Hanım tarzını oluşturmuş, şiir dilini özgün bir şekilde kullanmıştır.
Tebrik ediyor saygılar sunuyorum.
acısız ölüm kimde var ...
ilk aklıma gelen gündemde çok sık rastladığımız canlı bombalar oldu.. tabi ki bu tema şiirden ayrı ama nasıl cesaret ederler bir anda yok olmaya anlam veremiyorum ..
acaba içleri çok mu rahat geriye bıraktıkları adına , ya da hayattan bir beklentileri mi .. niye olmasın ki yaşayan birinin hayattan beklentisi sorusuna karşı cevapsızım ...
ve bu ölüm acısız mı acaba ?
daha çok şey yazmak istiyorum ama şiirin görüntüsünü ve amacını bozmadan ayrılayım ...
şiir dili ve açılımı yine ustaca
eski bir cami avlusu vardır mimar sinan eseri vekim bilir kaç bin kişinin emeği
iki taş duvar vardır bir taraf hafif alçak ve kiremitleri oldukça yaşlı orda yürümek benim için kaydolmak gibidir.alcak olan duvarda demir korkuluklar arasında yavru kedilere süt bırakan yaşlı bir adama rastlarım çokça
şimdi burda rastladığım dizelerin gibi
'Benimle aynı boyda dolaşıyor evler'
Şiirden yola çıkarak aldığım notlar;
**Akşama imgeler..Ahmet Haşimden başlayarak ele alınması gerekli bir başlık sanki..
**Birisi var hep düşünülmek istenilen yeterli ve doyuncaya düşünülmediği düşünülen..
**Bu düşünmeyi neler erteliyor..neler engelleyor..
**ilk bölümde evrensel kaygulara yer verilmiş..Aslında kaygudan daha çok ilk çocukluk günlerini fantastik hayret şeklinde çağrıştırmak isteyen bir kurgu denilebilir buna.
**Akşamlar sanki şaire enerji yüklüyor nedenini bilmediği bir sürü yapmaları etmeleri tazyik eder tarzda..-Ahmet haşimdeki durgunluğun tersine bir algılama bu- sanki akşam soluyan bir puma gibi his veriyor..Ama bu solumaları durdurmak isteyen acısız ölüm isteği..Kurban bayramında kaçan boğaları uzaktan tüfekle atılan uyuşturucular ile vurmalar geldi aklıma
** üçüncü bölümde evrenselin devamı niteliğinde sosyal hayata yöneltilmiş bir projeksiyonla buluşuyoruz.
**Dört ve beşinci bölümlerde bu sosyal hayata şakacı bir giriş, katılım arzusu var..
Ama bu katılım dış görünüşü itibarıyla ne
kadar neşeli olsa da morluklar taşıyor..morluk her zaman bir çürüme başlangıcıdır..
**efkar kelimesi fikir kelimesinin çoğulu olsa da günümüzde efkar basmak denilince fikirlerin üşüşmesini anlamıyoruz..Sanki bir havaya girmek değişik bir duygu moduna geçiş gibi bir anlamı var.
**Şiir, efkarın arabesk modundan istifade eden ama yukarılarda bir yerde yeni bir ses yakalayan bir sanat noktasında seyrettiriyor kendisini
tebrikler harika bir şiir yüreğine sağlık saygı ve sevgilerimi sunuyorum
ŞİİR ARENASI...
çoğu zaman okuduğun şiire balıklama atlarsın nasılsa
bir şekilde su üstünde yüzer sözcükler dersin. uzun zamandır yüzmeyi öğrendim o yüzden her şiire dalmıyorum...
her şiir okuyuşunda beyninde ve yüreğinde kalandır avucunda kalanlar.... oysa şiir hassas bir terazidir. iki ayrı kefesine, aynı ağırlıkta ne koyarsan koy biri diğerinden ağır gelmelidir. belki imkansızdır ama şiir de gerçek yoktur. bir anlamda boyun ne kadar olursa olsun şiir senden uzundur.şiirin kısalığı, ömrünün uzunçalarıdır.
.....
aynı havayı soluduğum ve mistik kokusu olan bir şiirin büyüsüne dalıyorum...
uzaklara açılmak için ''dünya ile topaç'' ilişkisini düşünerek derin bir nefes alıyorum.
-''Kırmızıya koşturan öfkeli boğalarım ''
bana göre bir bütünün iki yarısı. şiir için iyi malzeme...
kırmızı; yeşil ve maviden sonra en çok sevdiğim renk.
ve boğa... yükselen burcum olmasının yanı sıra bana göre hırsın simgesi... ve sınırların üzerine sınır çizmenin
bilincinde olan kan düşkünü ateşli bir güç...
-''Çatıya uzanan merdiven olmak var ''
burası şiirin derinliğine inmek için sadece bahâne...
-''Benimle aynı boyda dolaşıyor evler
Bir teras göz hizamda çapkınlığa elverişli
Buradan uzanıp öpüversem evin beyini
Kim bilir ne şaşkınlık yaratırım hanımında ''
.......... işte bu dörtlük boyumu aşıyor. şiir denizinde
allanıp pullanıyorum.
koca bir deryadan kum toplamak kolaydır. oysa inci toplamaya gerek yok. nasılsa o yerini dipsiz kuyu da belli eder. değerine değer biçmek zordur. en fazla yakınlığınız göğsünüzü kabartmasıdır.
teşekkür ve tebrik ediyorum BİR / İNCİ NİLDENİZ.
*ışık ve sevgiyle*
Bu şiir ile ilgili 17 tane yorum bulunmakta