Bazen kırmızı bir otobüse binip gitmeli,
Şoföre sormadan “Son durak neresi?” diye.
Aşkın en güzel durağında inemedik belki ama,
En ucuz bileti de kestirmedik kimseye.
Yol uzun, biz sustuk, şehir dilsiz kaldı,
İçimizde konuşan tek şey, vedanın yankısıydı.
Ne elim elinde kaldı,
Ne gözüm gözünü gördü son defa…
Gittin.
Öyle bir sessizlikle gittin ki,
Sesin hâlâ kafamın içinde yankılanıyor,
Ama artık yüzüne denk gelmiyor hiçbir anı.
Yol bitiyor, cam buğulu, sokak suskun,
İnmem gereken yeri kaçırdım belki de…
Ama zaten sen indikten sonra,
Benim için güzergâh diye bir şey kalmadı ki…
Kırmızı otobüs hâlâ ilerliyor,
Ben hâlâ seni oturduğun koltukta sanıyorum.
Belki biri binmiştir yerine,
Ama o koltuk hep boş, hep yorgun, hep yalnız görünüyor.
Biliyor musun?
Sevdiğin biri giderken,
Yol uzar, zaman donar,
Ve insan kendini bile unutur bazen.
Ben seni unutmadım,
Sadece bazı kelimeleri içime gömdüm.
“Hoşça kal” gibi…
“Affettim” gibi…
“Geçer” gibi…
İndiğim her durakta seni aradım,
Yeni yüzlerde, eski gülüşlerde…
Ama kimse senin gibi gülmedi,
Kimse giderken senin kadar acıtmadı.
Bir ara düşündüm,
“Keşke binmeseydim o otobüse…”
Ama sen olmasaydın içinde,
Ben zaten hiçbir yere gitmek istemezdim.
Biz bir aşkı değil,
Bir ömrü kaçırdık o durakta.
Ve ben hâlâ aynı koltukta,
Sana susuyorum yol boyunca…
Dedim ya, Bazen kırmızı bir otobüse binip gitmeli,
Şoföre sormadan son durak neresi diye.
Aşkın en güzel durağında inemedik belki ama,
En ucuz bileti de kestirmedik… gururumuz vardı çünkü.
Ben seni, en çok da yokluğunda sevdim…
Sesin çekildi odamdan, sonra gölgelerin girdi.
Bir fincanın boş kalması gibi,
Bir sokak lambasının artık seni beklememesi gibi…
Bile bile geç kaldık kendimize,
Birbirimizi yakalayamayacağımız yokuşlarda yürüdük.
Sen susarken ben sustum,
Ama hiçbir sessizlik bizim kadar gürültülü değildi.
Zamanla unuturum dedim, olmadı.
Bazı yüzler sadece bir kere denk gelir insana…
Ve sen, benim ömrüme denk geldin.
Ama yanlış durakta indin, haberin olmadı.
Kırgın değilim artık,
Sadece kendime sitemim var…
Bana seni sevmeyi bu kadar kolay öğreten kalbime…
Sana inanmayı çocukça bulan aklıma…sıçayim
Senin gittiğin sabah pencereyi açık bırakmıştım,
Belki bir ihtimal dönersin diye,
Ama o günden beri rüzgâr,
Yalnızca içimi üşütmeye geldi.
Hiçbir bavul bu kadar suskun taşınmadı senden sonra,
Hiçbir adres, seni sormadı kapıdan girerken…
Ben seni unuturum sandım,
Meğer bazı eksikler alışkanlığa dönüşüyormuş.
Otobüs durmuyor artık o durakta,
Şehir sus pus, gökyüzü griye dönük.
İndiğin yerde çiçek açmadı bir daha,
Ve ben hâlâ aynı koltukta,
Aynı hayali izliyorum camdan.
Şimdi söyle:
Biz mi geç kaldık birbirimize,
Yoksa fazla mı güvendik rotalara?
Sevmek varış değilmiş meğer,
Sen inince anladım…
İnsan bazen neye bindiğini değil,
Kiminle indiğini hatırlar.
Ve ben seni…
Hâlâ,
İnmediğin duraklarda bekliyorum.
Kayıt Tarihi : 29.7.2025 22:01:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!