Bir sonbahar akşam üstü;
Bir anne üç çocuğu ile birlikte Mardin sokaklarında yürürken, hedefi olan manastıra yaklaşır.
Oğlu İbrahim'i manastır avlusuna bırakır, en kısa zamanda gelip seni alacağım
Kırmızı çoraplarindan tanırım seni, söyler ve oğlunu bırakıp, iki kızının ellerini tutar, gözyaşı içinde hızla uzaklaşır oradan.
İbrahim küçük, sahipsiz, çelimsiz, 6 yaşında bir çocuk. Annesi "Bekle!" demişti bekleyecekti!
Belki de beklemek hiç bu kadar acı, bu kadar sonsuz olmamıştı.
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta