Kırk Yıl
KIRK YIL
Bir bıçak sırtında zannettim kendimi,
Gerisi katılaşmış ilerisi çok muğlak.
Ecel terleri döküldü alın çizgilerimden,
Kapımı çaldı sanki son misafir.
Nede çabuk gelmişim kırklı yıllara.
Dün gibi lastik ayakkabı ile cirit attığım,
Üç beş çalıyı birden atladığım günler.
Ben miyim bu benden önce yola çıkan?
Sizinde mi böyle hızlıydı seneleriniz.
Çamurdan evler çakıldan kuleler yapardım.
Kovalamaca oynadığım yetişilmez Mustafa;
Seninde hızını ketsi mi bu yıllar.
Ah bu iki bin beşin yılbaşı
Sen hatırlattın yarıyı geçtiğimi bana
Beklide uzatmaları oynuyoruz hayatla
Nedir bu ömrün başımıza yüklediği
Çocukken büyümek için can atardım.
Geçmezdi zaman büyümezdi yaşım.
On sekin olmadan kahveye almazdı zabıta.
Bedduan mı tuttu neneciğim.
Sakalı ağarasıca derdin ya yaramazlığıma
Kalksan da görsen haylazın halini
Sen bile şaşırırdın bunları yaşadığın halde
Ah bu rahvana giden günler
Siz hiç yavaşlamaz tökezlemezsiniz.
Bu gece sizden öç aldım kendimce
Kırkına kadar yaşadım bir bir hayalimde
Mendil salladım arsızlığa vurarak,
Geçen o kırk yılın ardından.
İleriye bakma zamanı dedim kendime
Ne kadar varsa verilen zaman
Zamanı vereni düşünerek geçirmek
Ve seni tabi ki seni mutlaka seni…
Halil İbrahim DOĞAN
Halil İbrahim DoğanKayıt Tarihi : 14.8.2007 11:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!