KIRK
İKİNDİ
YAĞMURLARI
Dışarda,
gök gürültüsü,
kuş sesi
yağmur yüklü bulutlardan
cama vuruyor damlalar,
her bir damlasını
bir meleğin indirdiğine iman ettiğimiz
çocukluğumun eski
“kırk ikindi yağmurlarını”
hatırlatıyorlar.
...
Bu yağmurlar ki,
İlahi bir senfoni her ritmi
yorgun ruhları dinlendiren,
Nisanın sonunda başlayıp,
Haziranın on’una kadar
devam eden.
...
Bu mevsimde her canlı
güneşe hasret
sevgiye aç
rahmete muhtaçtır.
Mesela;
Bal yapma telaşında
çiçek çiçek dolaşan arı.
Yerde yuvasına yetişmeye
çalışan karınca.
Ağaç dalında tüylerini kabartmış,
her yağmur damlasıyla,
kanatlarını çırpıp çırpıp yıkanan
serçe kuşları.
Biraz uzakta,
gagalarını açıp gökyüzüne
meleğin elinden zemzem suyu
içer gibi dua ya dalan
kazlar ördekler...
Yerde ömrünü tamamlamış,
kokusunu yitirmiş,
renkleri solmuş
ayva,kiraz çiçekleri
gül kokusuna karışmış karanfiller,
akan suyun girdabında
mahşer yerine giden
insan sürüsü
gibiler.
...
Gül yaprağı üzerinden
kayıp giden yağmur damlası,
gökte uçan gurbet dolu yolların
hasret yükle kuşları
Ve
Onları,
Onlarla seyre dalan ben,
hepimiz bir bütünün parçalarıyız,
yazılmış alınlarımıza kaderimiz.
Farklı hepimizin içinde
kimseye
yanamadığımız dertlerimiz
ama
aynı yağmur damlasıyla
ıslanıyor kirpiklerimiz.
Tabiat ananın yorgun gözyaşları
onarıyor içimizdeki kırıkları,
her yağmur damlası rahmet olup yeşertiyor
içimizdeki umutları.
Öyüce
Ömer YüceKayıt Tarihi : 5.5.2025 18:11:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!