Dağların göğsüne çöktü o dilsiz ağrı,
Gayrı ne kuşlar konar dalıma, ne de rüzgâr öper yüzümü.
Mevsimi şaşırmış bir ölüm kokusu dolanır tenimde,
Hangi yana dönsem, yüzüme çarpar o kanlı gökyüzü.
Söyleyin ey dilsiz kayalar, ey suskun nehirler,
Hangi hoyrat el kıydı o narin cana?
Hangi karanlık pusu, hangi harami uykusu,
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta