Kırılmak, sanıldığı gibi bir anda olmaz. Bazen günlerce, haftalarca, hatta aylarca biriken küçük sessizliklerle başlar. Bir cümlenin yarısında, bir bakışın içinde, söylenmeyen bir özrün arasında yavaşça çatlar insan. Kimse duymadan, kimse fark etmeden… Çünkü kırılan, bağırmaz; sadece içine kapanır.
Bir gün uyanırsın ve artık aynı hissetmediğini fark edersin. Ne o kişiye kızabilirsin, ne de kendine. Her şey sanki olması gerektiği gibi olmuş gibidir ama içinde tarifsiz bir eksiklik vardır. Kırıldığın yerde sevgin de kalmıştır, umudun da. Ama artık hiçbirini toparlayamazsın.
Kırılmak sessizdir ama izi derindir. İnsan zamanla gülmeyi yeniden öğrenir belki, ama o gülüşte hep bir yorgunluk kalır. Çünkü bir kez içten kırıldığında, hiçbir “özür” eski hâline getiremez seni. Ve bir noktadan sonra, kırıldığını bile anlatmazsın kimseye. Çünkü anlatmak, bir daha acıtmak gibidir.
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta