Kendime Çizdiğim Hayatın Ahlâkı
Kendimle gurur duyuyorum.
Bunu bir zafer cümlesi gibi değil,
uzun bir yoldan sağ çıkmış birinin
ayağındaki tozu silkelerken
sessizce mırıldandığı bir hakikat gibi söylüyorum.
Çünkü hayat,
bana çoğu zaman
öğretmeden sınav yapan bir öğretmen gibi davrandı.
Sorularını bağırarak sordu,
cevaplarımı içimde bıraktı.
Ve ben,
her yanlışta biraz daha yalnızlaşmayı
doğru saymayı öğrendim.
Zor bir hayattı benimkisi.
Sertti.
İnsanın iç sesini bile ürküten türden.
Bazı günler
uyandığımda ilk hissettiğim şey
yaşamak değil,
dayanmaktı.
Ama hiçbir sabah
acılarımdan bir sopa yapıp
başkasının omzuna indirmedim.
Travmalarım oldu;
adı konmuş olanlar,
adını koymaya cesaret edemediklerim.
Beni ortasından kıran cümleler,
yarım bırakılmış bakışlar,
bir daha dönmeyeceği belli olan gidişler…
Hepsini içimde taşıdım.
Ama onları
kimsenin alnına yazmadım.
Çünkü bilirim:
İnsan, başına gelenlerden sorumlu olmayabilir;
ama onlarla ne yaptığı,
onun gerçek kimliğidir.
Ben acımı
ahlâksız bir savunma mekanizmasına çevirmedim.
“Kırıldım” deyip
kırmayı meşru saymadım.
“Çok şey yaşadım” diyerek
kimsenin kalbinden geçme hakkını
kendimde görmedim.
Bazı yaralar
insanı derinleştirir,
bazıları ise yalnızca kirletir.
Ben derinleşmeyi seçtim.
Rengârenk bir hayat çiziyorum kendime şimdi.
Ama bu renkler
ne tesadüf,
ne de bağış.
Her biri
uzun bir suskunluğun içinden süzülüp geldi.
Maviyi,
boğulmayı öğrenerek kazandım.
Kırmızıyı,
kanamayı saklamayarak.
Sarıyı,
umudun göz alıcı değil,
inatçı bir şey olduğunu anlayarak.
Ve beyazı…
en zorunu.
Kirlenmemek için
kaç kez yalnız kaldığımı
bir ben bilirim.
Kimse siyahını alıp gelmesin bana.
Ben karanlığı
başkasına bulaştırmadan da taşınabileceğini öğrendim.
Kendi gölgesini tanımayanların
başkalarının ışığını söndürmeye çalıştığını gördüm.
Ben öyle yapmadım.
Işığım azdı belki,
ama kimsenin gözünü yakmadı.
Benim hayatım,
acıyla sınanmış bir ahlâk hikâyesidir.
Herkesin başına zor şeyler gelir;
ama herkes
iyi kalmayı başaramaz.
İyilik,
bazen yumuşak olmak değildir.
Bazen,
elin titrerken bile
kimseyi incitmemektir.
Bugün kendime baktığımda
kusursuz bir insan görmüyorum.
Ama şunu net görüyorum:
Bahanelerimin arkasına saklanmadım.
Karanlığımı,
başkalarının gündüzüne sürmedim.
Ve bu çağda,
belki de en büyük erdem budur.
Eğer bir gün
bu şiiri okuyan biri
kendine bir yer bulursa,
şunu bilsin isterim:
Hayat seni ne kadar hırpalarsa hırpalasın,
kötülük bir kader değildir.
Bir tercihtir.
Ben,
acıdan geçtim
ama kirlenmedim.
Kırıldım
ama kırıcı olmadım.
Ve kendime çizdiğim hayatın
en temiz çizgisi
işte tam burasıdır.
Kayıt Tarihi : 3.1.2026 19:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!