Şeytan uçurtmalarına bağlı kalan çocukluğumu İstanbul'un en eski mahallelerinde bıraktım.
Şehir gelmiş geçmiş en büyük hırsızlar kralıydı.Çocukluğumu, gençliğimi ve aşklarımı çaldı; buraya gelen herkese yaptığı gibi.
Tekdüzeydi yaşam.Yıkık sahil meyhanelerinde tüm kaybetiklerimize içerdik.Gündüzleriyse en ağır ve en terli işlerine dalardık şehrin hepimiz.
Şeytan uçurtmalarına bağlı kalan çocukluğumu İstanbul'un en eski mahallelerinde bıraktım.İbrahim çaldığı bir arabanın içinde kurşunlanarak öldü.Seval meyhane köşelerinde satıyormuş kendini.
Uyuyamıyordum.Uzun zaman olmuştu rüya görmeyeli.
Bütün düşlerim hep yarım kalmıştı, çocukluğumda bile uyandırıldım.Sonra sen çıkıp tutuverdin ellerimi.Şeytan uçurtmalarına tutunmaya alışkın ellerim ilk kez dokundu ellerine titreyerek.Yangın yerinden yeni çıkmış gibiydi gözlerin, alevinden kör oldu gözlerim.
Bütün parkları sığınağımızdı ve bütün sokaklarında seviştik Beyoğlu'nun.İstanbul en eski soyguncular kralıydı.Eski bir İstanbul gecesinde, maviliğini yitirirken deniz bıraktın ellerimi.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta