Evden ayrıldık, kapı kapandı.
Aramızda açık bir cümle kaldı.
Gözlerini kaçırdın, ben acele ettim.
Kalplerimiz aynı yerden kırıldı
Ulus'tan trene bindim.
Sadece İstanbul’a değil, kendimle yüzleşmeye gidiyorum.
Raylar uzadıkça içimdeki cümle tamamlanmak istiyor.
Camda yüzüm var, ama eksik.
Çünkü sen bakmadın, ben de bakamadım.
Şimdi karşımda kırık kalbim oturuyor.
“Niye gittin?” diyor.
“Kalmak cesaret miydi yoksa korku mu?”
Cevap veremiyorum.
Bir hafta dedim zamana.
Kalbim güldü, “Zaman,” dedi,
“beni onarmaz ama seni yavaşlatır.”
Cuma geliyor.
Dönmek mi barış,
yoksa biraz daha susmak mı?
Bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum:
Ben senden gitmedim.
Sevmenin ağırlığını
taşıyacak yalnızlığa gittim.
Ve döndüğümde—
Ve kapıyı çaldığımda—
eğer bakarsan, kalırım.
Eğer susarsan, konuşurum.
Çünkü bazı ayrılıklar
yeniden başlayabilmek içindir.
Ve kalbim şunu istiyor:
Ne geri dönüş olsun kaçış,
ne kalış olsun ceza.
Ey sevgi, bizi bağışla.
Bakmayı beceremeyen gözleri,
kalmayı başaramayan adımları bağışla.
Eğer dönersem,
haklı çıkmak için değil,
anlaşılmak için döneyim.
Kapıyı çalarken önce kalbimi göstereyim.
Ve açık kalan cumleyi eskiye döndüreyim.
Ankara-İstanbul Treni, 2026
Hüseyin TüysüzKayıt Tarihi : 25.07.2026 13:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Evden yolcu ederken bir bakışı, bir gülüşü esirgeyen sevgiliye sitem.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!