Düşerken karanlığa tutunacak bir el aradım da bulamadım,
Sesime ses, nefesime nefes olacak kimseyi duyamadım.
Bir yanım küle döndü, bir yanım buz tuttu da duramadım,
Düşlerim içimde yandı, ama alevinden bile ısınamadım.
Sözlerim dilimde ağır, ruhumda taş gibi yankılanır,
Ne desem eksik kalır, ne söylesem içine sığmaz.
Bir ben varım, bir de kaybolan ben, kim kimi tanır?
Hangi sokakta düşüp kaldım, hangi rüzgârda savruldum bilmem,
Bir yanım koşmak isterken, diğer yanım diz çökmeye mecbur kalır.
Geceler uzun, sessizlik ince bir bıçak gibi saplanır,
Gözlerin açık da olsa, içindeki karanlık gözlerini bağlar.
Bir cümle kurarsın, ama anlamı senden önce dağılır,
Çığlık atarsın ama yankın bile dönüp sana sarılmaz.
Kimse bilmez içimde kaç fırtına koptuğunu,
Kaç kez kendimi kaybettim, kaç kez bulamadım.
Kaç kere aynaya baktım da oradaki yansımayı tanıyamadım,
Kaç kere sustum da sessizliğime bile güvenemedim.
Zaman bir kurşun gibi içimde ağır ağır ilerlerken,
Geçmişim peşimde bir gölge gibi nefesimi keserken,
Ben hangi yolda yürüdüğümü, hangi çıkmazda durduğumu unuttum,
Kimliğim bir kâğıt gibi suya düşüp dağıldı,
Ve ben adımı hatırlamayan bir yabancıya dönüştüm.
Kayıt Tarihi : 28.2.2025 19:43:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!