kuşluk bahçesinde serçe sürüsü
ve türküler ötüşüyor
kızların kirpiklerine tozan düşüyor
yamaçta taflana bürünmüş tütüyor baca
karadeniz'in lacivert şalına sarınıyor dağlar
evler kanaviçede yüzüyor
ansızın susuyor ezanlar
gazellerle soluyan gecede
sarışın güzün
çeçinde gülüş çekirdekleniyor
dalda fısıldıyor güneşin balı
kırılıyor deniz rüzgarıyla
ayışığının duru ipeğinde
çakalların yalpalıyor mavi alevi
usul çile soluyor uykunun derinlerinde
dere yatağında geceliyor sis
gün ağarınca ilk iş
dürüyor sisi tan aydınlığı
orada
tepeciğin platosunda
sarı badanalı okulun ahşap gönderine
kurtuluş şarkılarından bir bayrak çekiliyor
inancın ve kararın kırmızı yelkeni
seğiriyor göğün lacivert sularında
şakıyan suyu pınarın
dinlenmesiz baskı makinesi
sevincin söylediklerini basıyor
bu başarının ve gururun şiiri
söz tanrısının yıldızlar koşulu
arabasıyla geziyor gökyüzünde
samanyolu'nun mavi tozunda
bunlarsa
gaipten kırpışmalarıyla
şiir çekirdekleri
ruhun toprağında nabız atışlarıyla
günışığına doğrulmuş
büyük ırmaklara yöneliyor su
üç denizin tuzlu mavisinde
kaynak yalımıyla dile geliyor ülke
-eğer olmasaydı-
hiçbir atmosfer ve coğrafya hünerinin dolduramayacağı
özgü kara, özgü gök
dalgadaki ayar öfkedeki sükun
bu yarar aydınlıktaki
alanların şişti dilleri
çın belada kentlerin gözleri kanlı
haberlerden kan akıyor
kan uykularda
yıkıntılarda
kendi soluğunda yandı
ve bin başakta şarkılandı buğday
buzlu yürek kozasını yaktı ocağında
bahar. ve tüy değiştirdi tay
küçük asya'nın toprağında
bir meleğin
alnı değer ışıldayan tomurcuklarına
tanrısal aydınlıklar ülkesinin
ve salkımdan bin yıldız kayar
samanyolu'nun lacivert toz dökülü ekvatorunda
bu düşün erdiği yerde
çilenin bulut kalıntılarıdır okşar
erilmeyenin gölgesini
ateş cana üflendi
esrarın tarifsiz şarkısı. bozkır
bin yıllarında ıssızlığın neyleri
mavi havlı akımlarla toprakta söndü
şarkı ninniledi fitilde alevi
şarkı dinmedi
birini yazgının şimşeği dağladı
mavi isiyle
biri iblisin sirenidir göksel ummanda
gemilerimin yörüngesini incitir
biri kollardan kollara kara bantlıdır
ve biri anaç ağaçtır göğü taşır son
dallarında aşkın eriyen anılarıyla
oğulum
kapanan çiçek gibi uyudu
söndürdü cenk oyununda ışık pusatlarını
dinginliğinde yaralı kanımın uyuduğunu duydum
çiçeklenme nöbetinin burcunda
umudun soluduğunu duydum
gümüş ay
sarı yıldız kuruyor
gece eriminde taze boyalı mavilikte
alacakaranlığın karabasanları yandı
kesimevine ayak sürüdü ala öküz sarı öküz
traktör uğurböcekleriyle kırda dolandı
yıllık izine geldiler
kızlar
Kayıt Tarihi : 25.2.2014 18:25:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

TÜM YORUMLAR (2)