KIR BAHÇESİ
Şu kır bahçesi, şu ağaçlar, şu gökyüzü aşinam...
Çok yakınım, şu eski masam,
Sanki candan bir arkadaşım, sanki akrabam...
Altında oturduğumuz şu ağaç, yakınım gibi,
O da beni tanıyor sanki, bir eski dost gibi.
Laf olsun diye söylemiyorum,
Söylediklerim, içimden geldiği gibi.
Ben, bu bahçelerde yitirdim, dört mevsimimi,
O tatlı anılarımı, yeniden yaşıyorum şimdi...
Ah, o günleri bir yakalasam,
Sarılır bırakmazdım onu bir daha.
Ama nafile, geçen günler geri gelmiyor,
Yıllar aldığını geri vermiyor,
Ödünç verilenler, bir daha geri gelmiyor,
Hayallere sarılmak nafile şimdi...
Şu kır bahçesinden; kimler geldi, kimler geçti?
Kim bilir, kimlere sinesini açtı şu güller,
Kim bilir, kaç mevsim gün ışıdı,
Güneş kaçıncı kez doğdu, üzerlerine?
Bir gün, güneş biz olmadan doğacak,
Nice sabahlar, dünya yeniden kurulacak...
Bir zamanlar bize ait olan hatıralar,
Başkalarına hatıra olacaklar...
Şu vefasız dünyaya,
Ne gelmişiz, ne gitmişiz gibi,
Bir varmışız, bir yokmuşuz gibi, olacak...
Hiç olmazsa, zamanla şu aşina ağaçlar,
Kesilip de odun olmasa...
Gerekirse bir zaman,
Bir sanatkâr elinde, şekillenip güzelce,
Şu güzelim bahçelerde, bir masa olsa...
Kayıt Tarihi : 13.1.2005 08:40:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Suna Doğanay
TÜM YORUMLAR (1)