Kimsin sen çok konuşan az düşünen yaratık, sen ki varlığınla övünürsün çarşıda. ve yine sen, o kaybolduğun boşlukta olmadığın kadar yaşayamadığın: hıçkırıklı bir denklemin son anında tehlikeli yolların kesişmesi...!!! hangisini seçtiğin sende saklı, söyle ona kimsin sen ey tanrıcık; yaratılış gayeni buldun mu ey sevgili? çiçek bahçelerinden bir dondurma şelalenin gür akışında olabilir misin? cansız bir hurinin keskin köprüsünde! kaybolduğun o kuyuların hangisinde bence bir boşluğun en kapsamlısısın ve yine sen çok konuşup az bakınan mahlukat bir tanrı yaratan köstebek merdivenin o kıvrık izlenimimisin? kimsin sen, dendiğinde bulamadığın motorun sıcak çarklarının kapağında kim olduğunu bulduğun o tanrıcık müziğin ritmindeki bilinmezlik..!! tabi ki o sen değilsin sen sen değilsin. Bu böyle süre gelmiş bir garip dizilimin son evresinin bir bileşimindeki o saf, duru kum yığını ve ey kimsesizlerin babası neredesin? ve ademin elması havada kaldı sanırım; Sanırım o Olay öyle gelişti. ama sadece sanıyorum neden deme öyle mahzun ve boynu bükük kuğular; ve kimsin sen ey kendinde olamayan!? ve yine sen kimsin ey müptezel: insan yaratıksal bir düzlemin kaybolduğu çark ve hidrojenin yoğunlaştığı hiçlik, aşk ve sevginin kaybolmamış ısısı kimsin sen ey o patikadan zıplayan.!? uzatılan ellere alaycı bakan vahşiyet garipsiz bir yaratığın tanrısı kimsin harbiden sahi kimsin sen....!
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını