Söküp attım göğsümden o eski umutları, Artık ne bir bekleyenim var, ne de gidecek yerim. Kendi ellerimle kazdım bu dipsiz çukuru, Şimdi içine dolan karanlığı, öz kardeşim gibi severim.
Anne, bak evladın artık aynalara küstü, Yüzümdeki her çizgi bir gidişin imzası. İçimde bir çocuk öldü, cenazesini ben kaldırdım, Ne bir duası okundu, ne de tutuldu yası.
Beni vuran eller değildi, beni vuran dillerdi, Sevdiğim ne varsa, celladım oldu teker teker. Yastığımda kokun değil, gözyaşımın tuzu var, Bu öyle bir yangın ki; söndürmezse ölüm, kim söndürür?
Bağırsam gök yarılır mı? Hayır, sadece susulur, Diz çöktüğüm bu toprak artık kanımı emiyor. Tanrım, eğer duyuyorsan bu dilsiz feryadı; Beni benden al artık, bu yürek bu yükü çekmiyor.
Her gece aynı kâbus, her sabah aynı enkaz, İnsan, kendi gölgesinde nasıl böyle boğulur? Hıçkırıklarım boğazımda birer kör düğüm, Yutkunamıyorum; çünkü her lokmada geçmişim durur.
Işıkları söndürün, artık görmeye tahammülüm yok, Zaten her yer karanlık, zaten her yer soğuk. Bir kuşun kanadında kırıldı bütün hayallerim, Geriye kalan sadece; kesik, titrek ve son bir soluk...
Bitti... Ne bir söz kaldı söylenecek, ne bir sitem. Ruhumun iplerini kendim çektim bu gece. Adımı unutun, yerimi sormayın kimseye; Ben, hiçliğin tam ortasında, unutulmuş bir hece.
Alonedark AlonedarkKayıt Tarihi : 27.12.2025 17:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!