Geldi mi sonunda korktuğun başına?
Kaçtığın ne varsa,
en karanlık köşede seni bekliyordu zaten.
Yüzleştin mi o gerçekle?
Yoksa hâlâ “ben iyiyim” diyerek
inkârın battaniyesine mi sarılıyorsun?
Anla artık.
Bu hayatta ölüm,
tabutta yalnız kalmak değil.
Sevilmediğin gerçeğiyle
aynı odada nefes almaktır.
İnsan bazen mezara değil,
kendi sustuğu yerde gömülür.
Söyle…
Uğruna savaştığın yerde
kendini kaybettiğini fark ettin mi?
Damarların patlayacak gibi atarken
sevgiyle öfkenin birbirine girdiği o anı?
En çok savaşan,
en çok yorulandır.
Ama asıl soru şu:
Kim verecek hesabını?
Uykusuz gecelerin,
yutkunarak sustuğun anların,
“belki düzelir” diye katlandığın her şeyin?
Kim ödeyecek bedelini?
Hiç kimse.
Bazı hikâyelerde adalet gelmez.
Bazı vedaların faili yoktur.
Bazı nankörlüklerin cezası kesilmez.
İntikam mı istiyorsun?
En büyük intikam,
aynı kalple bir daha savaşmamaktır.
Sessizce değişmektir.
Aynı savaşa girmemektir.
Onu değil, kendini seçmektir.
Çünkü bazı hesapları mahkeme değil,
zaman kapatır.
Ve sen…
Bir daha o kadar kolay
harcanmayacaksın.
Kayıt Tarihi : 17.3.2026 18:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!