İdrisin bağına dogru,Haçıoğlu bagının başlangıcıdır.Buraların toprağı genelde kilidir.Buraya eskiden kiliğin der derdik,bu mevkiden kil toprak kazarak hayvan sırtında,kimileri kendi sırtlarına alarak kazıp eledikleri toprağı getirip çamur yaparlar,evlerinin odalarını ve dış cepesini sıvardılar.
Aynı topraktan sakız gibi kıvamlı kazmayla,keserle koparılabilen ve sıvanın üzerine ayrıyeten cila yapmaya yarayan kil vardı,bu kil topraktanda bir miktar alınır,akşamdan suya konularak kireç gibi kaymak halini alması saglanırdı.Temin edilen kil cila olarak sıva yapılan yerlere yaldız olarak sürülürdü.Kireç nedir bilinmezden evel ve imkanlar kısıtlı oldugu zamanlar sıva ve yaldız hep böyle yapılırdı.
Sıva işine Göçmenler erbabptı.Göçmenler evlerinin tavanlarını dahi sıvarlar,yaldız denen kile istedikleri rengi vererek,oturup,barındıkları yerlerde insanın içine ferahlık veren bir görünüm ve gönül hoşlugu içerisinde idamelerini sürdürürlerdi.Bu insanlar emeklerini esirgemezler,ölçülü,tertipli,nizam,intizam içinde yaşarlardı.
(Ömer Tural.2007)
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta