Ömrün ilk adımlarında
Lalezârda zannederdik sevdalarımızı.
Üstümüze sindiğinde ölümün hüznü
Mabedimize döndürürdük yüreğimizi.
Alaca karanlıkta beklerken şafağı
Karanlığın girdabında yuvarlanırken
Bir ışık gördüm.
Nereden nasıl girmişti dünyama
Ben bile bilemezken
Senin görmeni isteyemem ki...
Bugün...
Bugün...
Sevdamı delicesine
çılgınlığın doruğunda
Zamanın
savurganlığına
Kan damlar yüreğime
Düşündükçe gözlerini.
Sırılsıklam bir tutkudur
Yaşamına olan hasretim.
Sen çocukluk ve gençliğimin
Bir beyaz bulutun kırılması gibiydi
ve yağmurda eriyen elmas
dur durak bilmezdi ama
kösteği kırılmış bir saat gibi
sonsuza gömdü kendini
Aşınmış yürekler zamanın zembereğinde
Yarışır vedalaşmalar sevda tünellerinde
Varolanı yok saymak en güzel saklanışken
Umursamaz ben denizinin köpüklü dalgaları.
Neden gözlerin derinlerde çırpınır?
Yasaklanmış meyvelerin kekremsi tatlarında mı bulursun sevgiyi?
Senden uzaklaşmış ellerinde midir çözümsüzlüğün çözümleri?
Yangınlarda mıdır korkuların?
Zamansız yaşantıların gecikmiş acılarına tutunmuş yalnızlığında,
Gölgende gönül gezdirsem
Yaralarım göz göz olur.
Gönlüne sevda eklesem,
Sevdam delik deşik...
Umudumu sevdana bağlasam,
Yüreğim param parça...
Sana gül bahçeleri vaadetmedim
Gönlümde varolan çiçeklerle besledim.
Açtım ellerimi, göğüsledim varolmamış varsayılanları.
Sana güllük gülistanlık bir hayat vaadetmedim
Varolana sarılıp, varsayılanı hazırladım.
Ellerim yüreğimin tellerine dokunuyor
Her dokunuşta yokoluşun sızıları
çığlıklanıyor
bilinmezin dehlizlerinde
Dudaklarım mühürlü,
Gözlerimde kalın bir mil




-
Osman Tezcan
Tüm Yorumlarkezban hanımın şiirleri düzeyli ve şiir gibi..kendisini tebrik ediyorum