(Tüm yalanlarını
ve maalesef -kandım ben-
anlatacağım bunları gülüm)
İkimiz de
aşkın meyvesiyiz
elmanın, armutun,
üzümün; onun, bunun, şunun…
Sonra çekirdekleri unutulmuş,
benimkini unutmadılar
ağaç oldum büyüdüm ben
fakat sen
elmaların içindeki kurtlar gibi
masum ve dostluğa aç
ısırılmış
iğrenilmiş ve tükürülmüş
çocuk fıkraları gibi
masum ve ünlü.
Benim babam da ağaçmış zamanında
anamdan dinledim bu hikayeyi.
Seni tahmin ediyorum ve -maalesef- düşünüyorum.
Seninkinin kökleri
karısına ve çocuklarına uzanmamış
uzanamamış.
Senin ve ananın yüreklerini
topraklar götürmüş gülüm.
O yüzden
bu efsaneyi dinlediğimden beridir
bir farklı bakıyorum güzel insanlara
bir farklı gözle.
Masamda iki bardak duruyor
iki bardak.
Birini kendim aldım içtim
diğerini sana saklıyorum ayarsız
elim çarpar da
düşer de
sel olursa toprağın diye çiçeğim.
Belki
süt dökmüş
bir kedi gibi
bakarsam
gözlerinin içine
suçlu suçlu.
Elini yakarlarsam havada
öpersem
veya ağladığım vakit
bağrına basarsan beni
bir şey dahi istemeden.
Sana çok şey anlatacağım gülüm
dostluğa, sevdaya, memleketime dair
ve
en ama
en önemlisi de
sana dair.
Yani seni
sana anlatırım gülüm
güzelliğine şaşar kalırsın,
karga bakışların.
Nazar boncuğu bakışların
Değmesini bekleyen.
Haritalar bir evi gösteriyor:
Senin evin.
Dünyamızın kıtaları yok,
senin anlamın çok
bugün benim sözlüklerim yok
benim karnım senin yalanlarınla tok.
Öyle değil midir
bu dünyada yarasız
yalansız insan yok.
Kayıt Tarihi : 5.04.2026 22:05:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!