Bağdaş kurup oturunca sofraya,
Gaşşığı sallarım üstüm tozuyla.
aşımı içerim bakmam tafraya,
Uğraşamam el kızının nazıyla.
Bizde sohbet olmaz gaşşık sallanır,
Garınlar doyunca yanak allanır,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




selamlar sabit hocam.şiirlerini okumak ayrı bir zevk
özel mesajı tıkladım defalarca çıkmadı;,sayın hocam şiir için gezinirken,Kayseri, beldesi sanırım Akmescit çıktı ismine vuruldum hocam,iki şiir gönderdim Sabit hocamın haberi olsun istedim selamlar,Eskişehir şairler derneğinden Kadir Kaya
selamlar saygılar hocam.
İsmini Sevdim
Aşk uğruna yandık ateşte,közde,
Kalplerde sevgimiz gülümser yüzde,
Muhabbetin balı bir tatlı sözde,
El eli öperken mutlu Akmescit.
Sadelik,tevazu nişandır bizde,
Can kuşu bekliyor duruşu,nazda,
İnanan gönüller baharda,yazda,
Tertemiz yüreği kutlu Akmescit.
hocam ikincisi
Akmescit’in Damak Tadı.
Emsali bulunmaz değerdir ana,
Eşiyle çalışır gelir yan yana,
Anında sofrada hazır gaygana,
Tarana’dan duman tüter AKMESCİT.
Özü sözü birdir olmaz çelişki,
Büyüye saygıda huştur ilişki,
Bünyemize kuvvet alın İRİŞKİ,
İçine baharat atar AKMESCİT.
Sevdalı sularda yansır asude,
İmanlı yürekler dinler kaside,
Nefasetin özü işte ASİDE,
Lezzete lezzeti katar AKMESCİT.
Gönülde beslenir sevginin seli,
Sevgiyle,hürmetle öper el eli,
Nar gibi kızarmış enfes TEL TELİ,
Üstünede kaymak yeter AKMESCİT.
Evlerde mutluluk huzurun başı,
Bayanlar sevgiyle pişirir aşı,
Arasan bulunmaz SIZGIT’ın eşi,
Yemeklerin kalmaz biter AKMESCİT.
Kekik kokan etin dizlere derman,
Sarmayı hünerdir incecik sarman,
Kaymakla kolaydır sevince varman,
Misafirini hoş tutar AKMESCİT.
Sofrada tadıyla doymaksa amaç,
GARNIYARIK,KETE,varsa BULAMAÇ,
Yorulmaz gezersin dağ,tepe,yamaç,
GİLABORU derman katar AKMESCİT.
Sevdim GAVURGADAN çıkan dumanı,
CİLBİRİN yazlarda gelir zamanı,
GENDİME,KUŞKUŞU yapar yamanı,
YAHNİYE ekmeği batar AKMESCİT.
ERİŞTE,ILGIDIN,BAZLAMA,BİŞİ,
Mantısı hünerli ellerin işi,
Hakka şükretmeli doyunca kişi,
Kışın ARABAŞI yutar AKMESCİT.
Çalışıp kazanır helal lokmayı,
Adabınca bilir güzel bakmayı,
Artık bilsinler Bağ,Bahçe ekmeyi,
O zaman bülbüller öter AKMESCİT.
GÜVECİ düşlerken garnım acıktı,
PİLAVIN yanında duran CACIKTI,
Şiir bittiğinde iki buçuktu,
Şairler yiyipte yatar AKMESCİT.
Kadir Kaya
Es es ki.
Gönlüne bereket üstad. Ne güzel anlatmışsın.
Saygılarımla
Sevgili Sabit dostum, abim....
Ne kadar ince ince dokundurmuşsunuz....Tebrik ediyorum...sizden güzel bir çalışma okudum...
Sevgi ve saygılar
İnce'den, ne de güzel söylemişsiniz lafı düzüyle!
Saygılar
türkü gibi olmuş usta ağzına sağlık
Sabit Ince tarzinda, damakta türkü tadi birakan güzel bir siir olmus.. Tebrikler..Sevgilerimle: Samanyolu (Nigar Yildiz)
Al fadime, gül fadime
Yöresel ağız ve şiirden tat aldım..
İnceden söyleyebilmek düzlüğüyle lafı
az maharet değildir Sabit bey, kutluyorum...
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta