(felsefî – bedii miniatür öykü)
Aramızdaki konuşma çoktan kesilmişti. Her ikimizde yatağımıza uzanarak uyumaya çalışıyorduk. Pencereden süzülen ışık içeriyi ışıklandırıyordu. Odada bulunan ölü sessizligini o bozdu yine:
- O ne?
- Neyi diyorsun? – anlamadığım soruyu açıklamasını istedim.
- Onu diyorum
Yine de hiç bir şey anlayamadığım için tekrarlamasını söyledim. Hem de çok yavaş bir sesle fısıldıyordu. Konuştukların annesinin duymasından korkuyordu. Zira bir hayli zaman önce annesi “Yat! ” emrini vermişti. Fakat o, uyumak istemiyordu. Ve sorularının ardı arkası kesilmiyordu:
tozlu bir şemsiye durur
çatı katındaki odanın
kuytu bir köşesinde
kumaşındaki eski yağmurların
hüzünlü kokusuyla
Devamını Oku
çatı katındaki odanın
kuytu bir köşesinde
kumaşındaki eski yağmurların
hüzünlü kokusuyla




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta