yanlış zamanda yanlış yerde olduk hep
yanlış tenlerde yanlış umutların kurbanı
umulmamış her son bizim için bir hüsrandı
ve gözlerimizden akan yaşlar bizi hiçbir zaman akıllandırmadı
medet ummak baba mesleği bizde galiba
gösteriş budalası değilim, yanlış anlaşılmasın
karda körebe oynadım
ebelenmedi kardan adamlar
dokunduğum gibi yok oldular
kapattım gözlerimi
ona kadar saydım yolun ortasında
alevler yükseliyor dört bir yandan
güzel memleketim kül olup gidiyor
ne dağı kaldı, ne taşı, ne toprağı
insanı desek, insanınını da öldürdüler
evet, ölü yüzler ülkesi oldu canım ülkem
ölmek bu kadar kolay olmamalıydı, değil mi?
sitemkar bir tavırla çarptı kapıyı
kapı kırıldı dersem abartmış olmam
sancılı gözlerine bakakaldım o an
o anda bile o kadar güzellerdi ki
sanrılar dünyasında tanrıydım adeta
sakitliği ve salimliği savunurken
taşlara mı döndü kalbin, gelmedin
sen zaten hiçbir zaman gelmek istemedin
ağızından dökülen yalanlara kandım
işin kötüsü, yalan olduğunu biliyordum
son çaremmişsin gibi, sana inatla bağladnım
ne aptaldım, ne de salak, aşık mıydım
ve gitti ellerin ellerimden
oysaki ellerini hiç tutmamıştım daha
gözlerimi bile kaçırıyordum gözlerinden...
gün batıyordu, son bir kez görüyordum seni güneşin ışığında
gözlerin uzaklara bakıyor, ben ise gözlerine bakıyordum
ve veda etti gözlerim gözlerine
kanatları kırık kuşlara sordum adını
cevap veremediler
her cümlede adın geçti bir ara
öyle bir araydı ki
dünya senin etrafında dönüyordu sanki
az evvel, boş kahve kupasına fısıldadım adını
bazen istediğimiz her şey olmaz
bazen kelimesini kullanmaktan nefret ediyorum bazen
hayatımda istikrarlı tek şey, istikrarsızlık
sensizliği falan boş ver de, çözülür bir şekilde o
aşka gebe olmayan bir anneden çocuk sevmek benimkisi
ve de kendi tırnaklarımla tırnaklamak kendimi aynada




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!