bilmediğimizi fark etmek çok yıkıcı oluyor.
İşte biz insan oğlu aslında kendi yaşantımızda kendimizi ne kadar tanıdığımız gerçeğinin farkına vardığımızda,bildiğimiz gerçekler aynadaki sırlar gibi dökülüp asıl olan bizi, bize gösterir ve o an geldiğinde biz utanırız, utanırız kendi gölgemizden;
dünlerimiz meltem rüzgarlarındaki bir kokudan ibaret kalır, sonra onun sadece anımsamak ve sonrasın da onu kendimize bir iz düşü olarak kabul edip koşarız bu düşlerimizin,arzularımızın ve kaybolan bu nihayi kokunun peşinden,sonrasında aslında hep istemediğimiz var olan benliğimizin içinde halen yaşadığımızı fark edip tekrar utanırız kendimizden, işte bu böyle kısır bir dönencedir içinde başımızın döndüğü.
Kusmak isteriz bazen kendimize olan nefretimizi ama nafile, çünkü sen sen değilsindir artık! ! ! sakın bu saatten sonra kendin olmaya çalışma çünkü seni bilenler ve bilen her şey artık sana sen gibi bakmazlar ve sen tekrar eski sen olmak istesende artık eski sen de seni kabul etmez ve üzülürsün,üzülür yıpranırsın,yıpranıp yavaş yavaş yok olma eğilimi içine girersin, bu sinir harpleri içerisinde sen diye bir şey kalmamış olarak yeniden başka bir sen olarak doğarsın ve kendine mecbur kalırsın yeni sana MERHABA demek için….
MERHABA YENİ BEN, MERHABA….
Elveda dünlerim,
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta