Uzaklara dalıyorum kaç zamandır
Binmediğim trenlere binip
Gitmediğim yerlere gidiyorum
Bir tek
Kendimle göz göze geliyorum şu aralar
Kaçtığım aynalardan
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Merhaba Hanımefendi,
Şiiriniz, içe dönük, melankolik ve kaçış temalarını işleyen etkileyici bir çalışma.
Yorumum:
* Tema ve İçerik:
* Şiir, yalnızlık, yabancılaşma ve kendini arayış temalarını başarıyla işliyor.
* Şair, içsel bir yolculuğa çıkarak kendinden kaçmaya çalışıyor, ancak sonunda yine kendisiyle yüzleşiyor.
* "Sahipsiz bir valiz gibi unutulmak" ve "kimsesiz istasyonlarda bulunmak" gibi imgeler, şairin yalnızlık ve kaybolmuşluk duygusunu güçlü bir şekilde ifade ediyor.
* "her şeyden gitmek istiyorum bu kez sanki sizi değil de kendimi terk eder gibi." dizeleri, şiirin en vurucu dizelerinden. Bu dizeler sayesinde şiir kendini okuyana çok güzel bir şekilde aktarmayı başarıyor.
* Dil ve Üslup:
* Şiirin dili sade ve anlaşılır, ancak aynı zamanda derin ve etkileyici.
* Tekrarlar ("kendime dalıyorum", "bulmasınlar beni") şiirin duygusal yoğunluğunu artırıyor.
* "Binmediğim trenlere binip gitmediğim yerlere gidiyorum" dizesi, hayal gücünün sınırlarını zorlayan etkileyici bir imge.
* Yapı ve Biçim:
* Şiir, serbest nazım şeklinde yazılmış. Bu, şaire duygularını daha özgürce ifade etme imkanı vermiş.
* Mısraların uzunluğu ve ritmi, şiirin melankolik atmosferini destekliyor.
* Duygu ve Etki:
* Şiir, okuyucuda hüzün, yalnızlık ve içsel bir yolculuk duygusu uyandırıyor.
* Şairin samimi ve içten anlatımı, okuyucunun şiirle kolayca bağ kurmasını sağlıyor.
Eleştirilerim:
* Şiirin bazı dizelerinde tekrar eden ifadeler, şiirin akıcılığını biraz düşürebilir.
* Şair, kaçış temasını işlerken, kendini bulma veya umut gibi unsurlara da yer verebilirdi.
Tavsiyelerim:
* Şair, şiirde kullandığı imgeleri daha da zenginleştirebilir. Örneğin, "istasyon" imgesini daha detaylı betimleyebilir.
* Şiirin sonuna, okuyucuda bir umut veya merak duygusu uyandıracak bir dize eklenebilir.
* Şiirde geçen "yo yo" gibi söylemler şiirin akıcılığını bozduğu için bu tarz söylemlerden kaçınılabilir.
* Şair, şiirlerini okurken sesli okuma alıştırmaları yaparak, şiirlerinin ritmini ve akıcılığını daha iyi kontrol edebilir.
Genel olarak, şiiri duygusal derinliği ve etkileyici imgeleriyle başarılı bir çalışma. Şairin, kendi sesini bulma yolculuğunda bu tür içten ve samimi şiirler yazmaya devam etmesi, şiir yeteneğinin gelişmesine çok büyük katkı sağlayacaktır
Tebrikler..!
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta