Meşgul değilim artık;
ve müşkülüm de yok benim.
Ne duvarları izlemek istiyorum ne de korkuyorum duvarları izlemekten. Şairin; “Tavana gözlerimle çizdiğim resimleri, kirpiklerimle duvarlara yazdığım şiirleri… ah, bir görsen.” dediğinden.
Yorgun fırça darbelerinin tahrip ettiği eserlerim yok artık benim.
Noktalarım, virgüllerim… baksanıza, nasıl da eğlenmişim.
Bir yandan elmalı turta pişirirken; bir yandan fırını ısıtmıyorum artık.
Elma harcını hazırlarken, tüm malzemeleri bir anda boca edip haldur huldur kavurmuyorum hiç.
Önce elmaları rendeleyip, suyunu çekene kadar pişiriyorum.
Elmanın ekşi kokusu içimin şekerli yanlarını mayhoş ederken; ceviz kırıyorum çatur çutur, en çetininden.
Hamuru şekillendirirken meşhur psikoloğun son çıkan videosunu izlemiyorum artık.
Arka fonda çalanım: ya bir dost operası, ya “kendim” orkestrası.
Yetişemediğim seminerler dert değil artık bana.
Annemli bir sabah kahvaltısı hatrına, binlerce söz olsun feda.
Dakikasında kaçan otobüslerim, salise hesaplı yolculuklarım yok artık benim.
Yolum; söğüt ağacında konser veren kuşlara...
Yolum; kahverengi, sarı, kırmızı kuru yapraklara...
Tüm bunlar ne umduğumu bulduğumdan, ne hayallerim gerçek olduğundan, ne de çok şiirler okuduğumdan.
Olsa olsa, iki satır arasında kırmızı kabirleri keşfe çıkmışken ben; sizin kulaklarıma fısıldadıklarınızdan.
Kayıt Tarihi : 8.1.2026 22:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!