Kendi Enkazımda Üşürken
Suskunluğum…
Kendi içimde yankılanan, kararı önceden yazılmış bir mahkeme salonu.
Sanık da benim, hâkim de, cellat da…
Ve her biri birbirinden acımasız.
Cümlelerim zincire vurulmuş,
Dudaklarım mühürlenmiş,
Dilimin ucundaki en yalın çığlık bile
Kimsenin duymadığı bir deprem gibi
Derinlerimde gömülü kalmış.
Yalnızlığım…
Bitmeyen bir koridor gibi.
Her adımda yankılanan sesim,
Bana değil, karanlığa cevap verir.
Duvarlar bana bakar,
Ben duvarlara…
Ve her bakışta biraz daha eksilirim;
Her sessizlikte, toprağın beni yavaşça içine çektiğini hissederim.
Duvarlarım…
Tuğlaları çocukluğumun kırık resimlerinden,
Harçları ihanetin ağır ellerinden yapılmış.
Hiçbir gül kokusu geçmez bu duvarların ötesinden.
Ne bir selam, ne bir merhamet sesi.
Aşmaya kalkan her yürek,
Ya yarım kalır,
Ya da enkazımın en karanlık taşlarının altında kaybolur.
Güvensizliğim…
Köklerini kalbimin en derin, en karanlık toprağına salmış
Dikenli bir çalı gibi.
Bir gül uzatsan,
Önce dikenlerini sayarım;
Sonra o eli tutarken,
O avucun sıcaklığının bile bir gün soğuyabileceğini düşünürüm.
Çünkü öğrendim…
En parlak gülümsemeler bile
Bazen en büyük yarayı saklar.
Ve ben,
Bütün bunların ortasında hâlâ bir parça sevgi arıyorum.
Küçük… ama sahici.
Yalanın gölgesinde solmayan,
İnsan kalbinin en temiz yerinde saklanan bir sevgi.
Yaralarımı unutturacak değil,
Onlarla yaşamayı bilen bir yürek arıyorum.
Yaralarıma bakıp korkmayacak,
Hatta onları sevecek bir yürek…
Metanetim,
Yıllarca fırtınada eğilmemiş bir ağaç gibi görünür.
Oysa ben bilirim;
En sağlam görünen dallarım bile
İçten içe çürümüş, kırılmaya hazır.
Yine de rüzgâr her estiğinde
Köklerimi toprağa biraz daha gömerim.
Çünkü yıkılmak bile
Beni tamamen bırakıp gitmekten daha az acıtır.
Bazen düşünüyorum:
Belki de sevgi,
Bir kadının bütün enkazını omzunda taşıyabilen,
Bunu yaparken utanmayan ve yorulmayan
Tek adamın hikâyesidir.
Belki de merhamet,
Beni kırık dökük hâlimle kucaklayabilmektir,
Üstelik elleri kanasa bile…
Ama şunu bil:
Beni sevecek olan,
Yalnızca kalbime değil,
Küllerime de dokunacak.
Çünkü ben,
Sevilince bahar olan,
Sevilmediğinde taş kesilen
Ve her defasında yeniden doğan
Bir yanardağım.
Beni anlamak isteyen,
Önce lavlarımın içindeki ışığı görebilmeli.
Süslü sözler istemem,
Büyük vaatlerin yükünü de taşımam.
Sadece bir cümle yeter,
Beni bunca enkazın içinden çıkaracak kadar güçlü olsun:
Sen yıkılmadın…
Ben geldim.
Artık düşmeyeceksin.
Ve eğer düşersen,
Bu defa seninle birlikte yere inecek tek yürek
Benimkisi olacak.
Çünkü ben,
Sana sadece omuz vermek için değil,
Enkazının içine kök salmak için geldim.
Küllerinin arasında filiz aramak,
Lavlarının sıcaklığında bile üşümemek,
Ve karanlığında elini hiç bırakmamak için…
Bilir misin,
Bazı yıkılışlar sadece tek başına yaşandığında acıdır,
Ama iki yürek aynı toza bulanırsa
O yıkım bir başlangıca dönüşür.
Ben seninle düşmeyi,
Seninle yanmayı,
Ve seninle yeniden doğmayı göze aldım.
O yüzden bil ki,
Artık yalnız değilsin…
Ve bu defa,
Yıkılsan bile ikimizin gölgesi
Aynı enkazın içinde ayakta kalacak.
Mehmet Bildir
Mehmet BildirKayıt Tarihi : 8.8.2025 18:29:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!