Ben, kendi zihnimin yarattığı o muazzam gurbet,
Ne bu tende sığınak buldum, ne bu akılda selamet.
Dışarıda akan nehir, içimdeki durağanlığa yabancı,
Her bakışım eşyaya eklenen, yeni bir "niçin" sancısı.
Madde mi ruhun gölgesi, yoksa ruh mu maddenin sızısı?
Kime ait bu alnımdaki, bu dilsiz varlık yazısı?
Bir nesneye dokunsam, onda kendimi kaybediyorum,
Ben aslında olmayan bir kapıdan, sürekli içeri giriyorum.
Zaman; parçalanmış bir aynadır, her anı bir kırık,
Ben o kırıklarda arıyorum kendimi, soluk soluk.
Geçmiş; zihnin bir oyunu, gelecek ise bir vaat,
Aslında sadece "Şu An" var; o da sonsuz bir saat.
Ölüm; varlığın bitişi değil, bir formun yer değiştirmesi,
Sessizliğin içine karışan, o en kadim sesin dinmesi.
Biliyorum; ben bu dünyada bir "öz" değil, bir "eylemim",
Kendi boşluğunu kelimelerle dolduran, o saklı söylemim.
Sinan Bayram
Sinan BayramKayıt Tarihi : 19.1.2026 19:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!